24 Haziran 2013 Pazartesi

İş Güvenliği Yasasında Neler Ertelenecek?
 
Bir yıla yakın bir süredir iş sağlığı ve güvenliğini tartışıyoruz. Kanun çıktı ama henüz yönetmeliklerin tamamı yayınlanmadı ve uygulamalarda belirsizlikler var.
Tüm bu süreçler devam ederken TBMM’ne Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi verildi. Teklifin 42. Maddesinde İş sağlığı ve güvenliği kanunun yürürlüğünün ertelenmesi yönünde bir madde yer alıyor. Buna göre 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri içn yayımı tarihinden itibaren 4 yıl, 50’den az çalışanı olan ve tehlikeli yada çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 2 yıl ve 50’den çok çalışanı olan işyerleri için de 6 aylık bir erteleme getiriliyor.
Elbette bu kadar çok iş kazasının olduğu bir ülkede yasa çıkartıp daha sonra ertelenmesini doğru bulmuyoruz. Burada önemli olan uygulanabilir yasalar çıkarmak ve karşılaşılan sorunları çözmektir. Yasaları ertelemek doğru değildir, uygulamada sorun çıkartan maddeleri düzenlemek gereklidir.
 
İş güvenliği yasasının ertelenmesi yüzbinlerce iş güvenliği uzmanının işsiz kalması demektir. Yasa uygulanmazsa, uzman çalışmazsa ne sorunlar çözülebilir, ne de C sınıfı uzmanlar deneyim kazanabilir. Umarız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız sayın Faruk Çelik, ertelemenin çözüm olmadığını, çözümün uygulamada karşılaşılan sorunların farklı bir bakış açısıyla ele alınıp beklentilerin karşılanmasıyla giderilmesi olduğunu dikkate alır.
İş sağlığı ve güvenliği yasası AK Parti iktidarı döneminde çıkartılan en önemli düzenlemelerden birisi olup, bundan geri adım atmak yerine, sorunları çözmemiz gerekmektedir. Örneğin yasada tüm işyerlerinde hemşire zorunluluğu, işyeri hekimi zorunluluğu ve İSG uzmanı zorunluluğu var. Kanımca 150-200 kişiden az işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hemşiresine gerek yok. Hamamda hemşire çalıştırılmasının kime ne yararı olacak? Yükümlülük belli hacimdeki ve çok tehlikeli işyerlerini kapsamalı. Küçük işyerleri işyeri hekimi ve işyeri hemşiresi çalıştırma zorunluluğu dışına çıkartılmalıdır. Hele hele 10 kişiden az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerleri için iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve işyeri hemşiresi çalıştırılması zorunluluğu tamamen kaldırılmalıdır. Ancak risklerin tespiti ve giderilmesi için işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı tarafından risk değerlendirme si yapılmalı ve gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
Üstelik kamuoyunda sanki tüm yasa ertelenmiş gibi haberler yer alıyor. Aslında bu doğru değil. İş sağlığı ve güvenliği kanunu ile işverenlere bazı yükümlülükler getirilen hekim ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu gibi istihdam yükümlülükleri ertelenecek.
1,5 milyona yakın işyerinin hekim ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma şartı 2014 ve 2016 yıllarına kalacak.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile diğer mevzuat çerçevesinde işverenlere getirilen;
- Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,
- Acil durum planı yapmak,
- Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi,
- Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışanlara mesleki eğitim verilmesi,
- İlk Yardım Eğitimleri ve Sertifikaları
- Yangın Eğitimleri ve Sertifikaları,
- 50 ve daha fazla çalışanı olan işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu kurulması,
- Çalışan temsilcisi atanması/seçilmesi,
 -İş güvenliği malzemelerinin temini ve kullandırılması,
- Onaylı defter tutmak,
- Kazan, Basınçlı Kaplar, Elektrikli Aletler, Jeneratör kontrol ve belgelendirmeleri yapılması,
- Ortam Ölçümlerinin yaptırılması
gibi yükümlülükler devam ediyor. Dediğimiz gibi sadece istihdam yükümlülüğü erteleniyor ama bence bunun yerine sorunlu maddelerin ayıklanması ve düzeltilmesi daha doğru olur.
 

RESUL KURT / STAR

24 Mayıs 2013 Cuma

 
 

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 02.01.2013
Sayı    : 38418978-120[68-12/4]-3              
GVK Md. 68
SERBET MESLEK ERBABININ HOME-OFFİCE OLARAK KULLANDIĞI
GAYRİMENKUL İÇİN ÖDEDİĞİ KREDİ FAİZLERİNİN GİDER KAYDI 
Serbest meslek erbabının banka kredisi kullanarak iktisap ettiği ve home-office olarak kullandığı konut için ödediği faizlerin, gayrimenkulün aktife alındığı hesap dönemi sonuna kadar olan kısmının maliyete intikal ettirileceği, sonraki dönemlerde ödenen kredi faizlerinin ise maliyete intikal ettirilmesi veya doğrudan gider olarak indirilmesinin mümkün olduğu, ancak hesaplanacak amortismanların ve ödenecek faizlerin yarısının serbest meslek kazancından indirileceği hk.
Özelge talep formunda, bankadan kredi kullanarak satın aldığınız konutunuzda home office olarak serbest meslek faaliyetinizi yürüttüğünüz belirtilerek, kullanılan kredi için ödediğiniz faizlerin gider kaydı ve adres değişikliği halinde gider kaydı yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Amortisman mevzuu” başlıklı 313. maddesinin birinci fıkrasında “İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269. madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.” hükmüne, 262. maddesinde “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.” hükmüne yer verilmiş, Kanunun 269. maddesinde de iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği belirtilmiştir.
Konuyla ilgili olarak 163 ve 334 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin iktisabında kullanılan krediler nedeniyle ödenen faizlerin iktisadi kıymetin maliyet bedeline eklenecek kısmı ile doğrudan gider yazılacak kısmının tespitinde uygulanacak esaslar açıklanırken, iktisadi kıymetin aktifleştirme işleminin gerçekleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kısmının maliyetle ilişkilendirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise maliyet bedeline eklenilmesi veya doğrudan gider yazılması hususunda mükelleflerin serbest oldukları belirtilmiştir.
Bu itibarla, serbest meslek faaliyetinizde kullandığınız gayrimenkulün iktisabı için kullandığınız banka kredisi dolayısıyla ödenen faizlerin, gayrimenkulün aktife alındığı hesap dönemi sonuna kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi zorunlu olup, sonraki dönemlerde ödenen kredi faizlerinin ise maliyete intikal ettirilmesi veya doğrudan gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 68. maddesinin 1. fıkrasında; “Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, banka kredisi kullanarak iktisap ettiğiniz konutunuzu home office olarak kullanmanız nedeniyle, söz konusu konutunuz için hesaplanacak amortismanların ve ödenecek faizlerin yarısının serbest meslek kazancından indirilmesi mümkün olup, kredi ile satın aldığınız konutunuzun işyeri olarak kullanılmaması halinde ise söz konusu konuta ilişkin olarak hesaplanacak amortismanların ve ödenen faizlerin gider olarak indirilemeyeceği tabiidir.

14 Mayıs 2013 Salı

Kurumlar Vergisi Kanununda KKEG (Gider Kısıtlaması)

MADDE:11 Kabul edilmeyen indirimler (finansman gideri kısıtlaması) Fıkra:1 Bent: i
          6322  sayılı Kanunla 1.1.2013 tarihinden itibaren yürürlüğe giren FİNANSMAN GİDERİ KISITLAMASI
      İşletmelerin finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla çıkarılan ve kredi kuruluşları,finansal kuruluşlar, finansal kiralama,faktoring ve finansman şirketleri hariç kurumlar vergisi mükelleflerini kapsayan bu düzenleme ile kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde,aşan kısma münhasır olmak üzere,yatırımın maliyetine eklenenler hariç( Yatırım maliyetine eklenen  faiz ve benzeri  ödemeler sınırlamaya tabi değil) (Yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz ve kur farklarından yatırım dönemine ait olanlar yatırım maliyetine eklenmesi zorunludur.)  işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon,vade farkı,kur farkı,kar payı ve benzeriadlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10 una kadar kısmı Bakanlar Kurulunca kararlaştırılması halinde,kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
      Düzenlemenin uygulanabilmesi için Bakanlar Kurulu yabancı kaynaklara ilişkin finansman giderlerinin ne kadarının kazançtan indirilemeyeceğini sektörler ve oran olarak açıklayacaktır.Gider olarak kabul edilmeyen finansman giderlerini kurumlar vergisi mükellefleri beyannamelerinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak göstereceklerdir.
     Görüşümüze göre bu düzenlemenin uygulanabilmesi için bazı konuların açıklığa kavuşturulması gereklidir.
    Bu konuları şöyle sıralayabiliriz.
    Finansman giderleri yanında finansman geliri olan kurumlarda uygulama nasıl olacaktır.
     Önceki yıllardaki finansman gideri kısıtlamasında finansman gelirleri finansman giderlerinden  düşülemiyordu.Sadece finansman giderleri gider kısıtlamasına  konu ediliyordu.Ancak Danıştay bu hükmü iptal etmiştir..Danıştay kararından sonra finansman giderleri ile finansman gelirlerinin neti gider kısıtlamasına tabi tutulmuştur.
   Hangi tarihteki öz kaynak dikkate alınacaktır.
   Dönem başı özkaynak dikkate alınmalıdır.
   Geçmiş yıllardan devreden kredilere ait giderler kapsama giriyor mu?
   Faizlerin brüt tutarlarımı net tutarlarımı dikkate alınacak?
   Fiyata dahil edilmiş vade farkları ayrılacak mı?
   Örtülü sermayeye isabet eden finansman gideri?
   Kar payı sayılan finansman gideri finansman gideri toplamından düşülmelidir
   Yüklenilen KDV indirilebilecek mi?
   Önceki yıllardaki finansman gideri kısıtlamasında kanunen kabul edilmeyen finansman giderlerine ait KDV indiriliyordu.
   KDV kanununun 30 maddesinin d fıkrasına göre KKEG ait KDV indirilemeyeceğine göre  düzeltme yapılmasını gerekecektir.
HESAPLANACAK KANUNEN  KABUL EDİLMEYEN GİDER FORMÜLÜ
(Yabancı kaynak-Öz kaynak) x Finansman gideri toplamı /Kullanılan yabancı kaynak toplamı
Bu formüle göre bulunan tutarın %10 u KKEG   OLACAKTIR.  
Aydın AKSOY YMM