11 Aralık 2011 Pazar

TTK, VUK VE DİĞER MEVZUATLARA GÖRE DEFTERLER

1. TTK ve VUK DA DEFTER TUTMA AMAÇLARI

TÜRK TİCARET KANUNUN 66.MADDESİ;
Her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek maksadıyla, DİĞER KANUNLARIN HÜKÜMLERİ MAHFUZ KALMAK ÜZERE defter tutmaya mecburdur.
VERGİ USUL KANUNUNUN 171’inci maddesine göre vergi mükellefleri tutacakları defterleri vergi uygulaması bakımından;
-Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tespit etmek;
-Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek,
-Vergi ile ilgili muameleler belli etmek,
-Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek,
-Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını (Emanet mahiyetindeki değerler dahil) kontrol etmek ve incelemek
maksatlarını sağlayacak şekilde tutmak zorundadırlar.
İki kanunda görüleceği üzere defter tutma sebepleri ayrı, ayrı belirtilmiştir.

2. TTK VE VERGİ USUL KANUNA GÖRE KİMLER DEFTER TUTACAK
TTK.
           Hükmi şahıs tacirler
         (Şirketler ve kooperatifler)
           Hakiki şahıs tüccar
VUK.
Defter Tutmak Zorunda Olanlar Ve Tutması Gerekenler;
Vergi Usul Kanunu Madde–172 Aşağıda yazılı gerçek ve tüzel kişiler bu kanunun esaslarına göre defter tutmaya mecburdurlar:
1- Ticaret ve Sanat erbabı
2- Ticaret şirketleri
3- İktisadi kamu müesseseleri
4- Dernek ve Vakıflara ait iktisadi işletmeler.
5- Serbest Meslek Erbabı
Olan mükellefler defter tasdik ettirmek ve tutmak zorundadırlar.

 3.  TTK VE VERGİ USULÜNE GÖRE TUTULACAK DEFTERLER
TTK;
Bu defterler tüzel kişiler için;
01.Yevmiye defteri,
02.Defter-i Kebir,
03.Envanter defteri,
04.Karar Defteri,
Gerçek kişiler için;
01.Yevmiye defteri,
02.Defter-i Kebir,
03.Envanter defteri,
TTK 1465. maddesine göre Bir tacir işletmenin mahiyet ve önemine göre bütün defterleri tutmak zorundadır.
 (TTK 66 yevmiye – defteri kebir ve envanter defteri, karar defteri dışında kalan defterler)     ortaklar pay defteri, damga vergisi defteri vb.)
Kanun, bunların dışında tacirlere, işletmenin mahiyet ve önemine göre gerekli defterleri tutma yükümlülüğünü de yüklemiş ancak bu konudaki belirlemeyi ticari işletmelere bırakmıştır.

VUK’NA GÖRE;
Vergi Usul Kanunu Madde 182 Bilânço Esasına Göre Tutulması Zorunlu Defterler:
1-Yevmiye defteri;
2-Defteri Kebir (büyük defter)
3-Envanter Defteri (mevcudat ve muvazene defteri)
Vergi Usul Kanunu 193 Madde İşletme Hesabı Esasında Tutulacak Defter:
1- İşletme Hesabı defteri. (İsteğe bağlı envanter defteri)
Vergi Usul Kanunu 210 Madde Serbest Meslek Erbabının Tutacağı Defter:
1- Serbest Meslek kazanç defteri
Vergi Usul Kanunu 213 Madde Zirai Kazançlarda İşletme Defteri:
1- Çiftçi İşletme Defteri

4- VERGİ USUL KANUNU220.MADDESİNE  GÖRE HANGİ DEFTERLER AÇILIŞ TASDİKE TABİDİR?
VUK 220 maddesine göre Aşağıda yazılı defterlerin bu bölümdeki esaslara göre tasdik ettirilmesi mecburidir.
1- Yevmiye ve envanter defterleri
2- İşletme Defteri
3- Çiftçi İşletme defteri
4- İmalat ve istihsal vergisi defterleri (basit istihsal vergisi defteri dahil)
5- Nakliyat Vergisi Defteri
6- Yabancı nakliyat kurumlarının hâsılat defteri
7- Serbest meslek kazanç defteri
8- Karar Defteri
Bu kanunla cevaz verilen hallerde yukarıda yazılı olanların yerine kullanılacak olan defterler de açılış tasdike tabi tutulur.

5- A4 KÂĞIT SAYFALARININ DEFTER OLARAK TASDİKİ
Defter tasdikinde duraksama yaratan hususlardan bir diğeri, defter yerine A4 sayfalarının tasdik ettirilerek kullanılıp kullanılamayacağı konusundadır. Maliye Bakanlığı’nın Noterler Birliği’ne göndermiş olduğu Yazı’da, “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre mükelleflerce tutulması mecburi olan defterlerin A4 (210 x 297 mm) ebadında ve müteharrik sayfalar şeklinde noterlerce tasdik edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı” belirtilmiştir. Noterler Birliği bu Yazı’ya istinaden durumu yayımlamış olduğu Genelge ile tüm noterlere duyurmuştur. Nitekim bu konuda son olarak Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilen Özelge’de de “A4 kâğıtlarına müteselsil sayfa numaraları verilmek kaydıyla bu kâğıtlara da defter tasdikinin yapılmasında bir sakınca bulunmadığı” görüşü bildirilmiştir.

6- DEFTER TASDİK ZAMANLARI
TTK VE VERGİ USUL KANUNUNDA SÜRELER BİRBİRİBE PARELLELLİK  SAĞLAMAKTADIR. BUNA GÖRE;
5.1.Vergi Usul Kanunu 221. Madde Tasdik Zamanı
Vergi usul kanununda yazılı defterleri kullanacak olanlar, bunları aşağıda yazılı zamanlarda tasdik ettirmeye mecburdurlar:
1- Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda; (aralık)
2- Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda.
3- Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler, işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce ; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde.
4- Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce
5.2. Vergi Usul Kanunu 222. Madde Tasdiki Yenileme
Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığı'nca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar.
5.2.Türk Ticaret Kanunu’na Göre Defter Tasdik Zamanları
Türk Ticaret Kanunu’na göre gerçek ve tüzel kişiler tarafından bilanço ya da işletme hesabı esasına göre tutulan defterlerin hem açılış hem de kapanış tasdiki zorunludur.
Hem VUK Hemde TTK ‘na göre defter tasdiklerin açılışı birbirine paralellik sağlamaktadır. Ancak TTK’na göre 70 ve 72. maddelere göre yevmiye defteri ile envanter defterinin kapanış tasdiki bulunmaktadır. Buna ait açıklama ilerde yapılacaktır.

7- KARAR DEFTERİNİN VE ORTAKLAR PAY DEFTERİNİN HER YIL TASDİK
    ETTİRİLMESİ GEREKİR Mİ?
Uygulamada duraksama yaratan konulardan birisi, TTK’nın 66. maddesi gereği sermaye şirketlerinin tutmak zorunda olduğu karar defterlerinin de her yıl tasdike tabi olup olmadığıdır. Geçmişte bu konuda bir tartışma da yaşanmıştır. Bu defterin sadece kullanılmaya başlamadan önce bir defa tasdik ettirilmesi gerekli ve yeterlidir. Söz konusu defterlerin sayfalarının bitmesi halinde yeni bir defter tasdik ettirilir ve bitene kadar kullanılır. Yoksa bu defterin her yıl yeniden tasdik ettirilmesi veya ara tasdikinin yaptırılması söz konusu değildir.
5766 sayılı kanunla yayınlanan kanunla daha da önem kazanan ortaklar pay defteri T.T.K’nun 520.maddesi 5.fıkrasında yer alan hükme göre pay devirlerinin noterlerde tasdik ettirilmediği zaman geçerli sayılamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla kamu alacaklarının takibinde pay devrinin pay defterine kaydının ve noter tasdikinin sorgulanması gerekmektedir.

8- ÖZEL HESAP DÖNEMİNDE DEFTER TASDİKLERİ

Vergi Usul Kanunu’nun Hesap Dönemi kenar başlıklı 174 üncü maddesi “Bu maddeye göre özel hesap dönemi tayin edilenlerin ticari ve zirai kazançları, hesap dönemlerinin kapandığı takvim yılının kazancı sayılır.” hükmünü amirdir.
Özel hesap dönemi seçilmesinin ardındaki nedenler dikkate alınırsa bu uygulamanın tur operatörü, otel işletmecileri, özel okul işletmecileri, yap-satçı inşaat şirketleri, tarım işletmeleri vb. gibi işletmeler açısından yaratacağı sıkıntılar aşikârdır.
Örneğin;  Okul işletmelerinde Eylül ayında başlayıp Ağustos ayında sona ermektedir. Bilanço usulünde takvim yılına göre tutulmuş olsaydı kazançlar ikiye bölünecek ve ayrı ayrı yıllarda beyan edilecekti. Bundan dolayı özel hesap dönemi almasında fayda bulunacaktır.
Özel Hesap dönemi alabilmek için Maliye Bakanlığına müracaat ederek k12’şer aylık kendilerine özel hesap dönemi alabilirler.

09- DİĞER KANUNLARA GÖRE TUTULMASI GEREKEN DEFTERLER
1- Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Özel Kanunlara Göre Kurulan
Teşekküllerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
Kendi kanunları ve muhasebe talimatları gereğince tutmak zorunda oldukları defterler ve müstenidatı belgeler tutmaları gereken kayıt ve belgelerdir.
2- Sendikalar ve Konfederasyonların Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 49'uncu maddesine göre, 'Yevmiye', 'Defteri kebir' ve 'Karar defterleri' ile müstenidatı belgeleri düzenlemek zorundadırlar.
Kanunun 50'nci maddesinde, 49'uncu maddede sayılan defterlerin her olağan genel kurulu izleyen onbeş gün içinde notere tasdiki zorunlu kılınmış, bu yönüyle de kullanılmadan önce Notere tasdik yükümlülüğü getirilmemiştir.
Kanun metnine göre, olağan iki genel kurul arasında notere tasdik zorunluluğu da bulunmamaktadır.
3- Derneklerin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
2908 sayılı Dernekler Kanununun 62'nci maddesine göre tutulması zorunlu olan defterlerden,
Notere tasdiki zorunlu bulunan 'Karar defteri' ve 'Gelir ve Gider' defteri ile müstenidatı belgeler ve Derneğin kuruluşu ile ilgili belgeler.
Kanunda, defterlerin noterden tasdikli olması zorunluluğu getirilmesine karşın, her yıl tasdiki yönünde bir hüküm bulunmadığından, kullanılmadan önce tasdik ettirilmiş olması yeterli görülecektir.
4- Apartman İşyerlerinin Tutması Gereken Kayıt ve Belgeler
Madde 36 - Yönetici, kat malikleri kurulunun kararlarını protokolleri, yapılan ihtar ve tebligatın özetini ve tarihlerini ve bütün giderleri, 32 nci maddede sözü geçen deftere tarih sırasıyla yazmaya ve bu defteri ve giderlerin belgeleriyle diğer bütün belgeleri bir dosyada saklamaya mecburdur.
Bu defterin, her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir.
Bu maddede yazılı görevleri yerine getirmeyen yöneticiye 33 üncü maddenin son fıkrasında yazılı cezalar uygulanır.
5- Doktorların Ve Noterlerin Defter Tasdiki
Serbest meslek erbabının tasdikini yaptırması gereken defter, serbest meslek kazanç defteridir. Ancak doktorlar, bu deftere kaydı gereken bilgileri de kaydetmek koşulu ile serbest meslek kazanç defteri yerine sadece hasta protokol defteri de tutabilirler. Öte yandan noterlerin resmi defterleri, zaten serbest meslek kazanç defteri yerine geçtiğinden bu defteri ayrıca tutmaları gerekmez. 

10- DEFTERLERİN SAKLANMA SÜRESİ
TTK
Türk Ticaret Yasasının “Saklama Müddeti” başlıklı 68. maddesine göre mükellefler kullandıkları defter ve belgeleri on yıl geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar.
VUK
Defter ve belgeleri saklama ödevi hem VUK hem de TK düzenlenmiştir. VUK m. 253 uyarınca VUK hükümlerine göre tutulması zorunlu defterler ile düzenlenmesi, alınması, verilmesi mecburi olan ve yine VUK’ ta düzenlenen belgeler; ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak 5 yıl süreyle saklanması zorunludur
Ancak;
- Geçmiş yıllarla ilgili zararların, mahsup edildiği bir durumda söz konusu zararın doğru olup olmadığının vergi inceleme elemanı tarafından araştırılması muhtemeldir. Zararın doğduğu yıl bakımından zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile bu yılla ilgili defter ve belgeler üzerinden zararın doğru olup olmadığı araştırılabilir. Zira zarar mahsup edildiği yıla ilişkin bir matrah unsurudur ve tevsik edilmesi gerekir.  2005 yılına ve sonraki yıllara ait işletmenin dönem zararı düşülmüş ise en son düşüldüğü yıldan itibaren 5 yıl süreyle saklanması gerekir.
Örneğin 2005 yılına ait zarar 2009 yılında düşülmüş ise 2005 yılının defter ve belgelerini 2010 yılından başlayarak 5 yıl saklamak mecburiyeti bulunmaktadır.
- Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, yıllara sari inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay işin bittiği yılda doğmakta ve zamanaşımı da izleyen yıldan başlamaktadır. Bu kapsamda örneğin 2000 yılında başlayan bir inşaat işinin 2010 yılında bitirilmiş olması halinde, tarh zamanaşımı normal olarak 2011 yılında başlayacak ve 31.12.2015 tarihinde bitecektir. Bu durumda 2000 ve daha sonraki yıllara ilişkin defter ve belgelerin de 31.12.2015 tarihine kadar muhafaza edilerek gerektiğinde ibraz edilmesi şarttır. Böylece 2000 yılı defter ve belgelerinin muhafaza ve ibraz mükellefiyeti 5 yıl değil 15 yıl olmuştur.
- İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye maruz bulunan iktisadi kıymetler amortisman ayırma yoluyla faydalı ömür esasında yıllara yayılı olarak giderleştirilebilmektedir.
Geçmiş yıl zararlarında olduğu gibi bir gider unsuru olarak amortismanların da gider yazıldığı yılda tevsiki gerekir. Bunun için de amortisman konusu sabit kıymetin iktisap bedelinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle amortismana tabi kıymetin iktisabı ile ilgili belgeler ve önceki yıllarda ayrılmış aşınma payı kayıtları bakımından beş yıllık muhafaza süresi kıymetin tamamen itfa edildiği yılı izleyen takvim yılı başından başlar.
- Yatırım indirimi istisnası da neticede bir giderin indirimidir. Burada harcamanın indirilemeyen kısmı bir sonraki yılda endekslenerek matrahtan indirimi yapılmaktadır. Yatırım indirimi konusu harcamalar ile ilgili belgeler ve
önceki yıllarda indirimi yapılmış yatırım indirimi kayıtları bakımından beş yıllık muhafaza süresi yatırım indirimine tabi harcamaların kurum kazancından tamamen düşüldüğü yılı izleyen takvim yılı başından başlayacaktır.
- Tasfiye halindeki şirketlerde tasfiye dönemi süresince tasdik edilen defterler ve diğer defterlerle tasfiye sonuçlandıktan sonra 5 yıllık zaman aşımı başlar.
SGK
GEÇİCİ MADDE 23 – (1) Bu Yönetmeliğin 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında geçen defter ve belgeleri;
   a) 10 yıl olan saklama süresi 2008 yılı için 5 yıl, 2009 yılı için 6 yıl, 2010 yılı için 7 yıl, 2011 yılı için 8 yıl, 2012 yılı için 9 yıl olarak,
   b) 30 yıl olan saklama süresi ise 2008 yılı için 5 ve sonraki yıllarda 30 yıl tamamlanıncaya kadar her yıl birer yıl artırılarak, uygulanır.


11-TASDİKİ ZORUNLU DEFTERLERİN TASDİK MAKAMI;
Türk Ticaret Kanunu'nun 69. maddesinin 4884 sayılı kanunla değişen şekli, 

VUK’na göre:
Defterler, işyerinin, işyeri olmayanlar için ikametgâhın bulunduğu yerdeki noter veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar, tarafından tasdik olunur. Serbest bölgelerde faaliyet gösterenlerin bu bölgelerdeki faaliyetleri için tutacakları defterler ise serbest bölge müdürlüklerince de onaylanır.
17.06.2003 tarihinden bu yana ticari defterlerin, anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicili memuru veya noter tarafından tasdik edilme imkânı da bulunmaktadır.
Ancak; uygulamanın bu şekilde yapılmadığı Ticaret Sicil Memurluğunun defter tasdiklerini noterlere yönlendirdiği görülmektedir.
Defterlerin süresi içerisinde tasdik ettirilmemiş olması vergi hukuku açısından çeşitli
hükümlerle yaptırım uygulanmasını gerektirmektedir. Bu durumlara aşağıda yer verilmiştir.


12-DEFTERLERİN YASAL KANUNİ SÜRENİN DOLMASINDAN SONRA TASDİK EDİLMESİ VEYA HİÇ TASDİK EDİLMEMESİ :Vergi Usul Kanunu’nun 352/I-8 maddesine göre kanuni sürenin sonundan başlayarak bir ay geçtikten sonra tasdik ettirilen defterlerin (tasdik ettirilmemiş sayılacağı) yaptırımı usulsüzlük cezası kesilmesine yöneliktir. Buna göre süresi içersinde tasdik ettirilmemiş olan defterler kanuni süresinin sonundan bir ay geçtikten sonra tasdik edilmesi halinde bu defterlerin tasdik edilmediği kabul edilecektir.
Defterlerin yasal süresi içerisinde tasdik ettirilmemesi halinde Vergi Usul Kanunu’nun 30/3 maddesine göre re’sen takdir nedeni olarak kabul edilmiştir.
Vergi Usul Kanunu’nun 30/3 maddesi uyarınca re’sen takdir söz konusu olduğunda aynı Kanun’un 352/I-8 maddesi uyarınca uygulanacak usulsüzlük cezasının 2 kat olarak kesilmesi gerekmektedir.

13-DEFTERLERİN YASAL SÜRE SONRASI 1 AY İÇİNDE TASDİK EDİLMESİ DURUMU :
Oysa tasdik süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde tasdik ettirilen defterlerin tasdik muamelesi Vergi Usul Kanunu açısından kabul görmektedir. Böyle bir durumda geç yaptırılan tasdik nedeniyle mükellef hakkında sadece Vergi Usul Kanunu’nun 352/II-6 maddesi uyarınca ikinci derecede usulsüzlük cezası kesilmekle yetinilmektedir.

 
14- KOOPERATİFLERİN TUTMASI GEREKEN DEFTERLER
Kooperatifler, Kooperatif Birlikleri, Kooperatif Merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifleri Birliği Muhasebe Yönetmeliği'ne göre: (Yay.R.G.Tarihi: 28/11/1973 - 14726)
Kooperatifler ve bunların üst kuruluşları aşağıda belirtilen defterleri tutarlar:
a) Kanuni Defterler:
- Yevmiye Defteri
- Defteri Kebir
- Envanter ve Bilanço Defteri
- Karar Defterleri
* Genel Kurul Karar Defteri
* Yönetim Kurulu Karar Defteri
- Ortaklar Pay Defteri

b) Diğer Kanuni Defterler:
Vergi Usul Kanunu işletmelerin özelliğine göre bazı ilave defterlerin tutulmasını gerekli kılmıştır. Eğer kooperatif, sınai bir işletme kurmuşsa, bu işletme için (imalat defteri) ile (istihsal vergisi defteri) tutacaktır. Kooperatif Nakliyat işleri için uğraşıyorsa (Nakliyat
Vergisi Defteri) tutulması gereklidir.

c) Yardımcı Defterler:
- Stok giriş-çıkış defteri veya kartları.
- Sabit Kıymetler ve Demirbaş defteri
- Kıymetli evrak defteri
- Teftiş Defteri,
- Gelen-giden evrak kayıt defteri
Kooperatif Defterlerinden Yevmiye Defteri ve Envanter Defterinin Ocak sonuna kadar muhakkak kapanış tasdikinin yaptırılmasının gerektiği aksi takdirde genel Kurul yapılamayacağı ve Savcılığa ihbar edileceği söz konusudur.

KOOPERATİFLERDE DEFTER VE BELGELERİ SAKLAMA SÜRELERİ
Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesi yollamasıyla gidilen Türk Ticaret Kanunun 68. maddesinde de “Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kâğıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

15- YASAL DEFTERLERİN KAPANIŞ TASDİKLERİ
 Vergi Usul Kanunun 220 ve izleyen maddelerinde hangi defterlerin tasdik edileceği, tasdik zamanı, yenilemesi, makamı ve şekle ilişkin hükümler detaylı olarak açıklanmış olup uygulamada tereddüte yol açan bir durum bulunmamaktadır.
Ancak, Vergi mevzuatında açılış, ara tasdik, yenileme gibi uygulamalara yön verilmişken, defterlerin kapanış tasdiklerine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kapanış tasdiklerinin önemi gerektiği kadar bilinmediğinden uygulamada eksiklikler bulunmaktadır.
Kapanış tasdikini ihmal eden firmalar ticari ihtilaflarına ilişkin davaları kaybettiklerinde olayın vahametini kavramaktadırlar.
Yevmiye defterinin, yeni yılın en geç Ocak ayı sonuna kadar notere gösterilip son işlemin altına noterce “görülmüştür” şerhi yazılarak mühürlenip tasdik edilmesi gerekmektedir. Envanter defterinin de en geç Mart ayı sonuna kadar tamamlanarak notere gösterilmesi ve aynen yevmiye defterinde olduğu gibi tasdik ettirilmesi gerekir.
Vergi Usul Kanununda ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılması gerektiğine dair herhangi bir hüküm yer almamıştır. Bu nedenle kapanış tasdikinin yaptırılmaması VUK yönünden re’sen takdir nedeni sayılmamaktadır. Buna karşılık Ticaret Kanunu açısından o defter delil olarak ispat gücünü yitirmiş olmaktadır.
Yasal Dayanak : 9 Temmuz 1956 Tarih ve 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunun (55 senelik
kanun) 70.Maddesinde Yevmiye Defterinin, 72.maddesinde ise Envanter Defterinin Kapanış
tasdikinin yaptırılmasının zorunluluğu hüküm altına alınmıştır.

16- KAPANIŞ TASDİKİNİN AMACI NEDİR?
Muhasebe kayıtlarının bilgisayar ile tutulmasından otuz yıl kadar önce uygulamaya konmuş
kuralın ana amacı, elle tutulacak yasal defterlerin günü gününe deftere kayıt edilmesi, defterlerde boş veya aralık bırakarak geçmişe yönelik kayıt yapılmasına engel olmaktır. İlgili kanundan 30-40 sene sonra çıkan bilgisayar ve programları incelemek ve uygulamaya yönelik kanun düzenlemesine gitmek muhasebecilerin görevi olsa gerek?

17-KİMLER KAPANIŞ TASDİKİNİ YAPTIRMAK ZORUNDADIR?
Gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefi olup bilanço usulüne göre defter tutmak zorunda olan
Mükellefler, yasal defterlerini onar günlük  ve 45 gün içerisinde kayıt altına almak ve açılış-tasdiklerini (TTK.Md.14,20 ve VUK’nun 220 ila 226.maddeleri ) ; kapanış tasdiklerini süresinde yaptırmak zorundadırlar.(TTK. Md.70 ve 72 ile)

18-KAPANIŞ TASDİKİNE TABİ DEFTERLER HANGİLERİDİR?
Türk Ticaret Kanunun 70 ve 72.maddeleri hükmü gereğince Yevmiye ve Envanter defterlerinin
kapanış tasdiklerinin yaptırılması zorunludur. Kebir defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin
yaptırılması yönünde VUK. ve TTK.’da herhangi bir zorunluluk yer almamaktadır.
Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip son kaydın altına noterce (görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmek şarttır.

19-KAPANIŞ TASDİKLERİNİN YAPILABİLMESİ İÇİN SON GÜN NE ZAMANDIR?
Türk Ticaret Kanunun 70.maddesinin son fıkrası “Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip son kaydın altına noterce (görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmek şarttır.”ifadesindeki âmir hükümden anlaşılacağı üzeren2011 yılına ait defterlerin kapanış tasdikleri Ocak ayının son iş gününde tamamlanmalıdır.
Ay sonunun hafta sonu veya başka bir resmi tatile denk gelmesi süreyi uzatmaz. Yukarıdaki kanun lafzı “Ocak ayı sonuna kadar” değil de “30 iş günü”, “31 Ocak” şeklinde belli bir tarihi işaret etseydi, Ocak ayının son günü tatil gününe denk geldiği takdirde bir sonraki iş günü de kapanış tasdiki yaptırılabilirdi.
Halihazırdaki kanun ifadesi gereğince, kapanış tasdiklerinin Ocak ayının son iş gününe kadar tamamlanması gerekmektedir.
Yine mezkur kanunun 72/III bendi gereğince Nisan ayı sonuna kadar envanter defterinin kapanış tasdikinin tamamlanması mecburidir.
Ancak önceki yıla ait en son (Aralık dönemi) BA-BS formları Ocak ayının sonunda, Geçici Vergisi 14’unda, Kurumlar Vergisi 25 Nisan’da, Tam Tasdik Raporu ise 30 Haziran’a kadar tevdi edilebilecek iken, kapanış tasdikinin son günü olarak Ocak ayı sonunda ısrar edilmesi, mükellefleri ve meslek mensuplarını (kanuna muhatap olanları) zor durumda bırakmakta ve kapanış işlemin saygınlığına gölge düşürmektedir. Yeni TTK yasasında bu düzeltilmektedir.

20- DEFTERLERİN DELİL SAYILABİLMESİ
 Delil sayılacak defterler :
 Madde 1465 - Bir tacir işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmamış olduğu takdirde, 66 ncı maddenin 1 ilâ 3 numaralı bendinde yazılı defterleri tutmuş olsa bile, fiilen tutmuş olduğu defterlerin kayıtları, ancak aleyhine delil olabilir.

21- CEZAİ MÜEYDELER NELERDİR

İspat Yönünden ; Yine TTK.’nun 84 ve 85.maddeleri hükmü gereğince kapanış tasdiklerini yaptırmayan şirketlerin ticari defterleri kendi lehlerine delil olamayacaktır.
Gelelim karşı tarafın yani satın aldığı malı inkar eden tacirin! durumuna. Yevmiye defterinde kapanış tasdikinin bulunması sebebiyle defterleri kendi lehine delil ittihaz olunacaktır.

Vergi Mevzuatı Komitesi
Ali ELİTEMİZ – Eda KANLI

10 Aralık 2011 Cumartesi

SİGORTA PRİMİNE ESAS OLAN VE OLMAYAN KAZANÇLAR


I- SİGORTA PRİMİNE ESAS KAZANÇ KAVRAMI
Sosyal Sigortalar Kurumu, sigortalı sayılan işçilere ve bu işçilerin geçindirmekle yükümlü oldukları aile bireylerine, yasada belirtilen koşullarla; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm risklerine karşı sigorta hizmeti sağlamaktadır. Kurum bu hizmetler karşılığında sigortalılardan ve bunların işverenlerinden, sigortalının kazancının belli bir yüzdesi oranında prim almaktadır. Yani “sigorta primlerinin matrahını sigortalının kazancı oluşturmaktadır” (1) ve bu kazanca  Sigorta Primine Esas Kazanç (SPEK) denilmektedir.
Sigortalılara yapılan ödemelerin tümü sigorta primine tabi tutulmamaktadır. Sigorta primine esas kazancın belirlenmesinde iki etken söz konusudur. Bunlardan ilki kazancın türüdür. Kanun koyucu çeşitli nedenlerle sigortalılara yapılan ödemelerin bir kısmını sigorta primine esas kazancın dışında bırakmıştır.
Sigorta primine tabi olan kazancın belirlenmesindeki ikinci etkense 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 78. maddesinde belirtilen günlük kazanç sınırlarıdır. Buna göre sigorta primine esas tutulacak kazancın alt ve üst sınırı Kanunla belirlenmektedir. Sigortalının  kazancı belirlenen günlük kazanç sınırı içerisinde ise prim sigortalının kazancı üzerinden hesaplanmaktadır. Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanmaktadır. Sigortalının kazancı alt sınırın altında ise, bu kazanç ile alt sınır arasındaki farka ait sigorta primlerini işveren üstlenmek zorundadır.
Uygulamada sigortalılara yapılan ödemelerden hangilerinin sigorta primine esas kazanca dahil edilip hangilerinin dahil edilmeyeceği konusunda çeşitli tereddütler oluşmaktadır. Bu yazımızın amacı sigorta primine tabi olan ve olmayan kazançlar ayırımını yaparak, uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermektir.

II- SİGORTA PRİMİNE ESAS KAZANÇLAR
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 77. maddesinin birinci fıkrasında aynen “sigortalılarla işverenlerin bir ay içinde ödeyecekleri primlerin hesabında:
a)   Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b)    Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c)    İdare ve kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
Brüt toplamı esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Burada; (a) fıkrasında belirtilen kazançların tahakkuk ettiği ayda prime esas kazanç olarak alınmasına, (b) ve (c) fıkralarında belirtilen kazançların ise sigortalılara ödendiği ayda prime esas kazanç olarak alınmasına dikkat edilmelidir.
Prime esas bazı kazançların nitelikleri ve çeşitleri aşağıda açıklanmıştır.
A- ASIL ÜCRETLER
Genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından  sağlanan  ve nakden ödenen meblağı kapsar.
Hizmetin karşılığı olan ücret, para veya ayin (şey) olarak sağlanan menfaatlerdir. Ücretin ayin olarak verilmesi halinde bunun para ile temsil edilebilir bir menfaat olması ve akitten veya kanundan doğması gerekir.
Fazla mesai ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, ek görev ücreti de asıl ücrete dahildir. Ek ücretler için de sigorta primi ödenmesi zorunludur. Yalnız yıllık ücretli izin süresi içinde ödenecek ücretler üzerinden iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi kesilmez (İş Kanunu Md. 59). Bunun nedeni, izinde çalışma yapılmayacağından doğal olarak bu süre içinde iş kazası ve meslek hastalığı da meydana gelmeyeceğidir (2)
Geçmişe dönük toplu sözleşme ücret farkları, ait oldukları ay kazancı ile birleştirilerek primlendirilir (3). Bu durumda işverenin, toplu sözleşmenin imzalanmasından itibaren bir ay içinde ek bildirge ve bordro vermesi halinde, gecikme cezası söz konusu olmayacaktır (4)
B- ÜCRETİN EKLENTİLERİ
1- Primler      
Bir çok işyerlerinde üretimi arttırmak ve çalışanları teşvik etmek amacıyla çeşitli isim ve şekillerde primler ödenmiştir. Bunlar  ferdi  veya toplu  iş sözleşmesinden doğduğu gibi işveren tarafından sözleşme dışı bir şekilde de ödenmiş olabilir. Uygulamada çalışma, satış, devamlılık, istihsal primi, idareci primi adıyla çeşitli primlerin ödendiği gözlemlenmektedir.
2- İkramiye
İşçilere geçmiş hizmetlerini mükâfatlandırmak ve gelecekteki hizmetlerini teşvik etmek maksadıyla çeşitli zaman ve vesilelerle ikramiye adı altında yapılan ödemeler ücret niteliği taşıdığından prime esas tutulacaktır. Uygulamada; bayram ikramiyesi, yılbaşı ikramiyesi, temettü ikramiyesi gibi adlarla çeşitli ikramiye ödemelerine rastlanılmaktadır.
Ödenmesi Kanundan veya sözleşmelerden doğan ikramiyeler, sigortalının hizmet akdinin son bulmasından evvel ödenmesi şartıyla prime tabi tutulacaktır.
C- İDARE VEYA KAZA MERCİLERİNCE VERİLEN KARAR GEREĞİNCE YAPILAN ÖDEMELER
506 Sayılı Kanun’un 77. maddesinin (c) fıkrası uyarınca, idare veya kaza mercilerince geçmiş sürelere ait olup, ücret ve benzeri nitelikte (fazla mesai, prim, ikramiyeler) kazançların ödenmesi hususunda verilen kararlar üzerine yapılan ödemeler geçmiş süredeki aylar nazarı itibara alınmaksızın ödemenin yapıldığı ay itibariyle prime esas tutulacaktır.
Kendisine  506  Sayılı  Kanun’un  77. maddesinin (b) fıkrasında belirtilen prim, ikramiye ve bu nitelikte bir istihkak ödenen sigortalının ödemenin yapıldığı ayda fiilen çalıştığı ve ücret aldığı gün sayısının çeşitli nedenlerle 30 günden az olması halinde, o ay içindeki toplam kazancı, ücret aldığı gün sayısına bölünerek, Kanun’un değişik 78. maddesine göre tespit edilmiş alan asgari ve azami kazanç hadleri de göz önüne alınmak suretiyle prime tabi tutulacaktır.
III- SİGORTA PRİMİNE TABİ OLAN BAŞLICA ÖDEMELER
Sigorta primine tabi olan başlıca ödemeler aşağıda belirtilmiştir (5)
1- Asıl ücret (süreye bağlı, parça başı, götürü, kardan hisse, komisyon ve sair şekillerde belirlenen ve hizmet karşılığı olarak ödenen ve hizmet karşılığı olarak ödenen ana ücret),
2- Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri için hesaplanan ücret,
3-   Fazla mesai ücreti,
4- Ek görev ücreti, çalışma ödeneği, hizmet zammı, meslek tazminatı gibi isimler altında iş karşılığı ödenen ücret unsurları (mutad olsun almasın),
5- SSK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alanlara, istirahatte bulundukları süre için işverenler tarafından rızaen veya toplu sözleşme gereği olarak yapılan ödemeler,
6- Yıllık izin ve mazeret izni,
7- İş Kanunu’nda belirtilen yıllık iznin kullandırılmamış olması nedeniyle, bu kanuna göre ödenen ve kullandırılmayan izin gün sayısına göre hesaplanan izin ücretleri,
8- Her türlü ikramiyeler (temettü ikramiyeleri, yılbaşı, bayram ikramiyesi dahil),
9- Her türlü primler (teminde güçlük zammı, kıdem zammı, jestiyon, seyahat primi dahil),
10- Gece zammı ve vardiya primleri,
11- Yol parası (personelin evinden işe gelip gitmesi için),
12- Tabii afet yardımı,
13- Bayram harçlığı,
14- Sakatlık ve hastalık nedeniyle verilen tazminatlar,
15- Yıpranma tazminatı,
16- Kira, giyecek, yakacak vs. yardımı (nakit),
17- Askerlik yardımı,
18- Sünnet yardımı,
19- Yılbaşı parası,
20- Belli bir hizmet yılını doldurup işten ayrılanlara (sigortalılığı sona erenlere) ödenen jübile ikramiyesi ve buna benzer sair ödemeler,
21- Huzur hakları,
22- İzin harçları,
23- Makam tazminatı (veya temsil ödeneği),
24- Öğrenim ve dinlenme yardımı,
25- Seyyar görev tazminatı,
26- Mali sorumluluk ödeneği,
27- Özel hizmet tazminatı,
28- İmza sorumluluğu tazminatı,
29- Kreş ücreti,
30- İş riski zammı.
IV- PRİME TABİ OLMAYAN KAZANÇLAR
506 Sayılı Kanun’un 77. maddesinin ikinci fıkrası ile yollukların, çocuk ve aile zamlarının, ölüm, doğum ve evlenme yardımlarının, ayni yardımların prime esas kazançların hesabında nazara alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Madde metninde sigorta primine esas kazancın hesabında dikkate alınmayacak kazanç türleri sayılı ve sınırlı biçimde belirlendiğinden bunların dışında yapılan tüm nakit ödemelerin sigorta primine tabi tutulması gerekmektedir.
Sayıştay Genel Kurulunca, sigortalılara nakden ödenen ayakkabı bedelleri ile elbise dikiş bedellerinden, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca da, sigortalılara nakden ödenen yemek paralarından sigorta primi kesilmeyeceğine karar verilmiştir. Bu nedenle sigortalılara ödenen ayakkabı bedelleri, elbise dikiş paraları ve nakden ödenen yemek bedelleri sigorta primine esas kazancın tespitinde dikkate alınmamalıdır (6)
Sigorta primine tabi olmayan ödemelerin mahiyetleri  aşağıda belirtilmiştir.
A- YOLLUKLAR
İşverenlerin sigortalılar için ödediği yollukların neleri kapsadığı konusunda 6245 Sayılı Harcırah Kanunu ile memurlara tanınan haklar esas alınacaktır. Adı geçen Kanun’da harcırah kavramının; yo1 parasını, yevmiyeyi, memurun ve aile fertlerinin yer değiştirme masraflarını kapsadığı ifade edilmiştir. Bu itibarla sigortalılar için bu konuda yapılan ödemelerle ve aynı nitelikte olanlar yolluktan sayılacaktır.
Bu durumda sigortalılara ferdi hizmet sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren her türlü ödemeler, miktarı ne olursa olsun, prime esas kazançlar dışında tutulacaktır.
B- ÇOCUK VE AİLE ZAMLARI
Ferdi veya toplu sözleşmelerle sigortalılara çocuk başına ödenen zamlar ile ayrıca evli olan işçilere verilen aile zamları Kanunda açık bir şekilde primden muaf tutulmuştur.
C- ÖLÜM, DOĞUM VE EVLENME YARDIMLARI
Ölüm, doğum ve evlenme hallerinde yapılan yardımlar kanunda primden isistisna edilmiştir. Ayrıca, sözleşmeler ile evli işçilere her ay "evlenme zammı" adı altında yapılan ödemelerin aile zammı niteliğinde olması dolayısıyla bunlar da prime tabi kazançlardan sayılmayacaktır.
D- AYNİ YARDIMLAR
Sosyal Sigortalar Kanun’unun 77. maddesinde, sigortalılara yapılan ayni yardımlar sigorta primine esas tutulmayan istisnalar arasında sayılmıştır. Uygulamada ayni yardımlar konusunda çok tereddüte düşüldüğü görülmektedir. Literatürde “ayni” sözcüğü eşya, nesne, mal olarak, “ayni ödeme” ise mal olarak yapılan ödeme biçiminde tanımlanmaktadır. 506 Sayılı Yasa’nın 77. maddesinde  prime tabi tutulmayacağı hükme bağlanan ayni yardımların da bu çerçevede değerlendirildiğinde, ayni yardım adı atında yapılan tüm nakit ödemelerin (kesinleşmiş yargı kararları ile istisna kapsamına alınanlar dışındakilerin) prime tabi tutulması gerekmektedir (7). Örneğin yakacak yardımının nakdi olarak sigortalıya ödenmesi halinde yakacak yardımı da prime tabi kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.
V- SİGORTA PRİMİNE TABİ OLMAYAN BAŞLICA ÖDEMELER
Sigorta primine tabi olmayan başlıca ödemeler aşağıda belirtilmiştir (8)
1-    Personelin toplu olarak işe gidip gelmesinin sağlanması (servis),
2-    Çocuk parası,
3-    Aile yardımı,
4-    Sair ayni yardımlar (yiyecek, yemek bedeli),
5-    Harcırahlar,
6-    Evlenme ve doğum yardımı,
7-    Ölüm yardımı (Personelin anası veya babasının, eşinin veya çocuğunun ölümünde verilen),
8-    Kıdem tazminatı,
9-    İhbar tazminatı (Peşin ödenmesi durumunda, iş arama için izin verilirse tabidir.),
10-     Havlu, sabun vs. yardımı (İşyerinde kullanılmak için),
11-     Konut tahsisi (ayni),
12-     İşyerinde yedirilen yemek, yoğurt, meşrubat vs.,
13-     Kasa tazminatları,
14-     Ücret avansları,
15-     Elbise dikiş parası,
16-     6772 Sayılı  Yasa  gereğince  Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak ödenen ikramiyeler,
17-     Ayakkabı parası.
VI- SONUÇ
Sigorta primine tabi olan ve olmayan kazançların ayırımı uygulamada oldukça tereddüt yaratan bir konudur. Aslında kural olarak sigortalının hak kazandığı tüm ücretlerin, sigorta primine esas kazancın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Ancak sosyal nedenlerle “yolluklar, çocuk ve aile zamları, ölüm doğum ve evlenme yardımları ile ayni yardımlar” sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların tespitinde nazara alınmamaktadır. Ancak bunlardan “ayni yardım” kavramının anlamını açık bir biçimde ortaya koyabilmek olanağı yoktur. Konu Yargıtay kararlarında da tam açıklığa kavuşmuş değildir (9). Uygulamada en çok tereddüte düşülen konuda ayni yardımlar konusudur. Bu konuda çeşitli yargı kararı, genel tebliğler, iç emirler ve genelgeler bulunmaktadır. Bu dağınık mevzuatın güncellenerek uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi yerinde olacaktır (10)
Cahit EVCİL *


*          SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Müfettişi
(1)         Ali GÜZEL-Ali Rıza OKUR, Sosyal Güvenlik Hukuku, 5. Baskı,  İstanbul 1996, s. 132
(2)         A. Can TUNCAY, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, 4. Baskı, İstanbul 1988, s.117
(3)         Yarg. HGK’nın, 17.5.1989 tarih ve E. 10-250, K.361 Sayılı Kararı (aynı Karar için bkz. Yargıtay Kararları Dergisi, Şubat 1990, 171
(4)         Müjdat ŞAKAR, Sosyal Sigortalar Uygulaması, İstanbul 1994, s. 80
(5)         SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 1995/4 Sayılı İçemri.
(6)     SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Primleri Takip ve Tahsilat Dairesi Başkanlığı, 16-104 Ek Sayılı Genelgesi
(7)         SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 1995/4 sayılı içemri
(8)         SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 1995/4 sayılı içemri.
(9)         GÜZEL-OKUR, a.g.e., s. 135
(10)       20 Temmuz 1994 tarih ve 21996 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Primleri Takip ve Tahsilatı, 7 Seri No.lu Genel Tebliği///