9 Şubat 2013 Cumartesi

 
 

Anonim Şirket’e Nasıl ve Ne İçin Dönmeliyiz? Sermaye Şirketlerinde Hisse Devrinin Vergisel Boyutu!

 
  1. GİRİŞ
14.01.2011 tarihli ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında kanunun 17 nci maddesi ile 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 210 ncu maddesine dayanılarak; Ticaret İşletmelerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapı değişiklikleri ile ayni sermaye konulması veya ticari işletmelerin devralınması sonucunda, tapu ve gemi sicili ile fikri mülkiyete ilişkin sicillerde ve benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların sahipliklerinde meydana gelen değişikliklerin ilgili sicillere bildirilmesini ve sicil kayıtları ile belgelerdeki gerekli değişikliklerin yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek, başvuruda bulunacak kişiler ve gerekli belgelerin belirlenmesi amacıyla 31.10.2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından; ŞİRKETLERDE YAPI DEĞİŞİKLİĞİ VE AYNİ SERMAYE KONULMASINDA SİCİLLER ARASI İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN TEBLİĞ ’i ile belirlenmiştir.
Buna göre; ilgili tebliğin,4.madde ve 2.fıkrasında; Ticaret şirketlerinin Kanun Hükümlerine göre tür değiştirmelerinde, tür değiştiren şirketin malvarlığına dahil olan tapu, gemi ve fikri mülkiyet sicilleri ile benzeri sicillerde kayıtlı bulunan mal ve hakların yeni tür adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla, tescil yapan müdürlük tarafından yeni ürün tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere 5 inci maddede düzenlenen hususlar bildirilir.
5.madde ve 1 fıkra b) bendinde de Ayni sermaye konulması sonucu mülkiyet değişikliğine konu mal ve hakların mahkemece atanan bilirkişi tarafından tespit edilmiş değeri, Birleşme, Bölünme ve Tür değişikliğinde ise mülkiyet değişikliğine konu mal ve hakların yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir, denetime tabi şirketlerde ise denetçi tarafından tespit edilmiş değeri,
5.madde ve 1 fıkra f) bendinde de bir ticaret şirketinin tür değiştirmesi durumunda yeni türün tescil edildiği, eski ve yeni türün unvanı ile yeni türün adresi, ticaret sicili numarası, ortaklık yapısı, şirketi temsile yetkili olanların adı, soyadı ve T.C kimlik numarası,
Yukarıda açıklamalarımız çerçevesinde , NEV’İ değiştirerek, tüm Aktif ve Pasifleri ile birlikte ANONİM Şirketine dönüştürülmek amacıyla, bu nedenle Özvarlığın YMM yanı sıra, Mali Müşavir tarafından tespit ve rapora bağlanması da mümkün olabilmektedir.
Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) Mükerrer 80'inci maddesinde anonim ve limited şirketlerin hisselerinin satışlarında ne tür vergileme yapılacağı düzenlenmiştir.[1] . GVK 80/1 maddesine göre, ivazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılması ile doğan kazanç vergiye tabi olmayacaktır. GVK 80/4 maddesine göre ise, ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar “değer artış kazancı” olarak vergiye tabi olacaktır. Bu durumda ivazsız olarak (bağış ya da veraset yoluyla) elde edilen hisselerin elden çıkartılmasında, hiçbir şekilde “değer artış kazancı” oluşmayacaktır.
II. ANONİM ŞiRKETLERE AİT HİSSE DEVRİNE BAKIŞ
Anonim şirketler hisse senedi bastırmış ise vergileme farklı olacak, bastırmamış ise farklı olacaktır. Hisse senedi bastırılmış olması halinde, iki yıl süreyle bu senetler elde tutulduktan sonra elden çıkarılmış ise, “değer artış kazancı” doğmayacaktır. Ancak iki yıllık süre dolmadan hisse senetleri elden çıkarılmış olursa “değer artış kazancı” doğacaktır ve “değer artış kazancı” hesaplanırken GVK Mükerrer 80'inci maddedeki istisna tutarı dikkate alınabilecek ve Mükerer 81'inci maddenin son fıkrasına göre de endeksleme yapılabilecektir. Hisse senedi yerine geçici ilmühaber bastırılmış olması halinde de vergileme aynı olacaktır. Buna ilişkin düzenlemeye 232 Nolu GVK Tebliğinde yer verilmiştir.
Hisse senedi ya da geçici ilmühaber bastırılmamış ise, iki yıllık süre aşılmış olsa bile, GVK Mükerer 80/4 fıkrasına göre “değer artış kazancı” doğacaktır. Bu durumda, GVK Mükerrer 80'inci maddedeki istisna tutarı dikkate alınabilecek ve Mükerrer 81'inci maddenin son fıkrasına göre endeksleme yapılarak kazanç hesaplanacaktır. Dolayısıyla, anonim şirket ortakları, ortaklık hisselerini iktisap tarihinden itibaren iki yıldan fazla elde tuttuktan sonra elden çıkarmaları halinde vergi ödemek istemiyorlar ise, ya hisse senedi ya da geçici ilmühaber bastırmalıdır.
III. LİMİTED ŞİRKETLERE AİT HİSSE DEVRİNE BAKIŞ
Limited şirketlerin hisse senedi ya da geçici ilmühaber bastırması mümkün olmadığından, ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar “değer artış kazancı”na tabidir. Bu durumda, GVK Mükerrer 80'inci maddedeki istisna tutarı dikkate alınacak ve Mükerrer 81'inci maddenin son fıkrasına göre şartların oluşması halinde maliyet bedeli endekslemesi yapılarak kazanç hesaplanacaktır.
IV. LİMİTED ŞİRKETİN, ANONİM ŞİRKETE DÖNÜŞMESİ HALİN DE ANONİM ŞİRKET HİSSELERİNİN DEVRİNE BAKIŞ
Anonim ve limited şirket hisselerinin elden çıkarılmasındaki vergilemeyi kısaca yukarıda ele aldık. Burada sorulması gereken soru, limited şirket anonim şirkete dönüştüğünde yeni oluşan anonim şirketin hisse senetlerinin ne zaman elde edilmiş sayılacağı meselesidir. Çünkü, vergileme elde etme tarihine göre farklılık gösterecektir.
KVK 1 Nolu Tebliğin 19.3.3. maddesine göre, KVK'nın 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında gerçekleştirilen devir ve bölünme (kısmi bölünme dahil) hallerinde, devir olan veya bölünen şirketin ortaklarına verilen hisselerin iktisap tarihi olarak, bu yeni hisselerin verilmesine neden olan devirolan veya bölünen şirketin hisselerinin iktisap edildiği tarihin esas alınması gerekmektedir.
Nev'i değişiklikleri de devir hükmünde olup, nev'i değişikliği suretiyle elde edilen hisse senetlerinde ilk iktisap tarihi nev'i değiştiren şirket paylarının iktisap edildiği tarih olacaktır. Konuyla ilgili olarak verilen bir Mukteza'da şu açıklamaya yer verilmiştir:
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinin birinci fıkrasının bir numaralı bendine göre, söz konusu hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren iki yıldan fazla süreyle elde tutulduktan sonra satılması durumunda değer artışı kazancı oluşmayacaktır.”[2]
Yukarıda anonim şirketlerde vergilemeyi anlatırken kanun metninden hareketle hisse senetlerinin iki yıldan fazla süreyle elde tutulması durumuna göre vergileme olacağını vurgulamıştık. Hisse senedi ya da Geçici İlmühaber bastırmayan anonim şirketler içinse sürenin herhangi bir önemi bulunmamakta ve limited şirketlerde olduğu gibi vergileme yapılmaktadır. Yani, anonim şirketlerde hisse senedi ya da geçici ilmühaber bastırılıp bastırılmamasına ve iki yıllık elde tutma süresine göre vergileme değişiklik gösteriyor iken, nevi değiştirmede nevi değiştirdikten sonra hisse senedi veya geçici ilmühaber bastırılması halinde iki yıllık sürenin başlangıcı olarak limited şirket hissesinin iktisap edildiği tarih esas alınıyor. Hisse senedi ya da geçici ilmühaberin iki yıl elde tutulması şartı aranmıyor, elde tutulmanın başlangıç tarihi olarak esas alınan tarih limited şirket ortaklık payının elde edildiği tarih oluyor.[3]
 

[1] GVK 80'inci madde kapsamında elde edilen kazançlar “değer atış kazançları”dır
[2] Örneğin, 03.12.2009 tarihinde kurulan bir limited şirket, 03.12.2012 tarihinde anonim şirkete dönüşmüş, 04.12.2012 tarihinde hisse senedi bastırılmış ve 01.01..2013 tarihinde şirket hisseleri elden çıkarılmış ise, elde edilen kazancın tutarı ne olursa olsun vergi dışı kalacaktır.
[3] Örneğin, limited şirket 03.12.2009'de kurulmuş ancak hisse senedi 04.12.2012'de elde edilmiş ve yirmidokuz gün sonra elden çıkartılmıştır. Aslında hisse senetlerinin elde edilme tarihi 04.12.2012 olmakla birlikte ilk iktisap tarihi olan 03.12.2009 tarihinde hisseler elde edilmiş kabul ediliyor.
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
Yazılım, Lisans Gibi Gayri Maddi Haklar İçin Yapılan Ödemelerin Giderleştirilmesi - Amortismanı
 
Hızla gelişen ve değişen ekonomik olaylara uyum için şirketler gayrimaddi haklar olarak tanımlanan (Bilgisayar yazılım, Lisans, imtiyaz, işletme, arama gibi ) hakların kullanımını satın almakta, söz konusu hakların kurulumu, bakımı, kullanıcıların eğitimi v.b. harcamalar için önemli bir finans kaynağını bu işlere harcamaktadırlar. Ayrıca gelişen teknolojileri takip ederek kullanım hakkını aldıkları yazılım programlarını iş ve işlemlerine uyarlı hale getirmesi içinde yenileme harcamaları yapmaları gerekmektedir.
Yazımızda gayrimaddi hakların elde edilmesi için şirketlerce yapılan harcamaların aktifleştirilmesi, söz konusu hakların amortismana tabi tutulması konularına ve uygulama da karşılaşılan sorunlara yer verilmiştir.
Muhasebe sistemi Uygulama Genel Tebliğinde Tek Düzen Hesap planında Maddi olmayan duran varlıklar aşağıdaki gibi yer almaktadır.
250-Haklar :(imtiyaz, patent, Lisans, ticari marka, unvan gibi bir bedel ödenerek elde edilen bazı hukuki tasarruflar ile kamu otoritelerinin işletmeye belirli alanlarda tanıdığı kullanma, yararlanma gibi yetkiler dolayısıyla yapılan harcamaları kapsar.),
261-Şerefiye,
262-kuruluş ve örgütlenme Giderleri,
263-Araştırma ve Geliştirme Giderleri,
264-Özel maliyetler,
267-Diğer Maddi Olmayan Duran varlıklar olarak yer almaktadır.
V.U.K. nun 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dâhil gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerleneceği, bu kanuna göre, aşağıda yazılı kıymetlerin ise gayrimenkuller gibi değerleneceği belirtilmiştir.
1-Gayrimenkullerin mütemmim cüzü ve teferruatı
2-Tesisat ve makinalar,
3-Gemiler ve diğer taşıtlar,
4-Gayrimaddi haklar
V.U.K. nun 270 inci maddesinde maliyet bedeline giren giderler belirlenmiş, 272 inci. Maddesinde ise normal bakım tamir ve temizleme gideri dışında, gayrimenkulün iktisadi kıymetini devamlı olarak arttırmak maksadıyla yapılan giderlerin maliyet bedeline ekleneceği hüküm altına alınmıştır.
193 sayılı G.V. K. nun / 5-6 ıncı bentlerinde ise gayrimenkul olarak tescil edilen Gayri maddi haklar sayılmıştır.
5. (3239 sayılı Kanunun 55'inci maddesiyle değişen bent) Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı (İhtira beratının mucitleri veya kanunî mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır.), alâmetifarika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar (Bu hakların kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri de gayrimenkul sermaye iradı sayılır.)
Ayrıca, patent, formül, dizayn, örnek kalıp, tenik bilgi (Knuw-how),format ve benzeri kalemler, lisans kullanım hakkı ve 213 sayılı V.UK. 290 cı maddesinde yer alan finansal kiralama haklarıda bu kapsamda yer almaktadır.
6. (202 sayılı Kanunun 35'inci maddesiyle değişen bent) Telif hakları (bu hakların, müellifleri veya bunların kanuni mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır);
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde “ işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkuller 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzunu teşkil eder” hükmü yer almaktadır.
Aynı kanununun 315 inci maddesinde ise mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri belirtilmiş olup, amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak olan faydalı ömür ve Amortisman oranları ise 339,365,389,399 ve 406 sıra numaralı VUK genel tebliğleri ve 333 sıra no’lu VUK Genel Tebliğine ekli listede yer almaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığınca kullanılmakta olan yazılımların vergi ve muhasebe uygulamalarına uyumlu hale getirilmesi nedeniyle yapılan harcamalar ile yazılım için ödenen kullanım bedellerinin giderleştirilmesi, faydalı ömür esasına göre amorti edilmesi konusunda verilen özelgelerde özetle;
Kullanılmakta olan bilgisayar yazılımlarının vergi ve muhasebe uygulamalarına uyumlu hale getirilmesi nedeniyle yapılan harcamalar ile söz konusu yazılımın iktisabına yönelik olarak yapılan diğer harcamaların aktifleştirilerek amortisman listesinin “4.3 Bilgisayar yazılımları “ sınıflandırması uyarınca 3 yılda ve %33,3 amortisman oranı ile itfa edilmesi, diğer taraftan söz konusu yazılımın kullanım süresi boyunca faturalandırılacak kullanım bedellerinin ise dönem gideri olarak dikkate alınması gerektiği,
Yazılım paketi satın alınması, sistem değişikliği için Lisans satın alınması, bilgisayar programı oluşturulması ve geliştirilmesi yönünde yatırımlar yapılması halinde ise yazılım projesinin kurulum aşamasının 18-24 ay arasında sürebileceği dikkate alındığında, lisans bedeli ve bilgisayar yazılım bedellerinin itfasının ise,
Bilgisayar yazılımlarının 333 sıra numaralı VUK genel tebliği ekli listenin 4.Bilgi sistemleri ayırımının 4.3-Bilgisayar Yazılımları başlıklı alt ayırımında 3 yıl ve %33,3 olarak, gayrimaddi hakların faydalı ömrü ve amortisman oranı ise “55.Gayri Maddi İktisadi Kıymetler: İmtiyaz hakları (Franchising) ,patent, formül, dizayn, örnek kalıp, teknik bilgi (Knuw-how),format, telif hakkı ve benzeri kalemler, lisans kullanım hakkı ve izni veya devlet kurum ve kuruluşları tarafından verilen diğer haklar (işletme hakkı gibi) ve bunların benzerleri” ayırımında 15 yıl ve %6,66 olarak tespit edilmiştir.
333 Sıra No.lu Vergi Usul Genel Tebliğinin "4-3" bölümünde, bilgisayar yazılımları tanımlanmaksızın genel olarak ifade edilmiş olup bu kapsamda değerlendirilmesi gereken iktisadi kıymetlerin neler olduğu ayrıca belirlenmemiştir. Söz konusu Tebliğde yer alan ifadeden, teknik anlamda "bilgisayar yazılımı" olarak değerlendirilecek bütün iktisadi kıymetlerin amortisman süresinin 3 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Literatürde bilgisayar yazılımı; hem bilgisayar sistemini oluşturan donanım birimlerinin yönetimini hem de kullanıcıların işlerini yapmak için gerekli olan programlar şeklinde tanımlanmaktadır. Benzer ve daha kapsayıcı bir tanım olarak, bilgisayar üzerinde yer alan fiziksel tüm unsurlar donanım, geri kalan programlama unsurlarının tamamı ise yazılım olarak nitelendirilmektedir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar uyarınca, lisans olarak satın alınan iktisadi kıymetler gayrimaddi hak kapsamında 15 yıl, yazılım olarak satın alınan iktisadi kıymetler 3 yıl içerisinde amortismana tabi tutulacağı” belirtilmiştir.
Yurt dışı firmadan alınan yazılım hizmetlerinin vergilendirilmesinde ise,
Yurtdışı mukimi şirket tarafından elde edilen kazanç, serbest meslek kazancı niteliğinde olup, Ülkemiz ile söz konusu ülke arasında yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaması'nın bulunup/bulunmadığı hususuna bakılması gerekmektedir. Çifte vergilemeyi önleme anlaşmasının bulunması halinde söz konusu anlaşmanın serbest meslek faaliyeti ile ilgili hükümleri dikkate alınmalıdır.
Yurtdışı teşebbüsün Türkiye'de icra edeceği serbest meslek faaliyeti, bu teşebbüsün personelleri vasıtasıyla Türkiye'de yapacakları serbest meslek faaliyetlerini ifade etmekte olup, personellerin Türkiye'ye gelmeksizin icra edecekleri serbest meslek faaliyetlerine ilişkin olarak yurtdışı mukimi teşebbüse yapılacak ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapılmayacaktır. Türkiye'ye gelmeksizin uzaktan erişim ile yapılan hizmetler ise Türkiye'de yapılmış sayılmalıdır.

Faaliyetin Türkiye'de icra edilmesi durumunda ise, yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi teşebbüsün faaliyet icrası amacıyla Türkiye'de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde 183 günü aşan bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden Türkiye'de faaliyet icrası için kalınan süreye bakılmaksızın söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatını yapmak durumundadırlar.
Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan teşebbüsler, Anlaşma hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye'de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.
01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendinde de, Türkiye'de elde edilen serbest meslek kazançlarının, dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tâbi kurumların maddede bentler halinde sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiş olup maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde serbest meslek kazançlarından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Vergi kesintisi oranı da, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 03.02.2009 tarihinden itibaren % 20 olarak belirlenmiştir.”
Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında kişisel görüşümüz,
Bilgisayar yazılımlarının kurulum aşamasında yapılan harcamalar, eğitim v.b. bir yıldan daha fazla sürdüğü durumlarda, yapılan ödemelerin 258- Yapılmakta olan yatırım harcamalarında takip edilerek kurulumun tamamlandığı ve kullanılmaya başlandığı tarihte aktifleştirilerek amortismana tabi tutularak itfa edilmesi gerekmektedir. Kurulum aşamasında sonra yapılacak bakım onarım, ilave eğitim v.b. harcamaların ise doğrudan giderlere intikal ettirilmesi, vergi usul kanununun 272. ci maddesi uyarınca da; amortismana tabi iktisadi kıymetin değerini artırıcı nitelikte ki harcamaların ise iktisadi kıymetin maliyetine eklenerek kalan süre içerisinde amortismana tabi tutularak itfa edilmesi gerekecektir.
KAYNAK :
1-213 sayılı V.U.K.
2-Gelir İdaresi Başkanlığı Özelgeleri.
Kaynak: www.MuhasebeTR.com

7 Şubat 2013 Perşembe

Vergi ve prim yükü en yüksek 5. ülke Türkiye
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye’nin 33 ülke içinde vergi ve primlerin net ücrete oranının en yüksek olduğu 5. ülke olduğunu açıkladı. 
 
 
TİSK, devlete giden istihdam vergileri ile neredeyse bir işçi yerine iki işçi çalıştırmanın mümkün olduğunu belirtti.
TİSK’ten yapılan açıklamada, işsizliğin Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden biri olduğu ifade edilirken; işsizliği azaltıp, istihdamı artırmanın temel koşullarından birinin istihdam üzerindeki vergi ve prim yükünü hafifletilmesi olduğu belirtildi.
Açıklamada, “Vergi ve prim yükü, çalışanın ücret düzeyine bağlı olarak işverenin devlete ödediği sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primleri işveren payları ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi çeşitli yasal yükümlülüklerden, ayrıca işçi adına devlete ödediği sosyal sigorta primleri ve işsizlik sigortası primi işçi payı, gelir vergisi ve damga vergisinden oluşuyor” denildi.
VERGİ VE PRİMLERİN NET ÜCRETE ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU ÜLKE BELÇİKA
Vergi ve prim yükünün, çalışanın eline geçen net ücrete ilave edildiğinde, işverene maliyet rakamına ulaştığına dikkat çekilen açıklamada, vergi ve prim yükü ne denli ağır olursa, işverenin işçi çalıştırmak için üstlendiği işgücü maliyeti ile çalışanın eline geçen net ücret arasındaki farkın da o denli büyük olduğu ve sonuçta istihdamın cezalandırıldığı belirtildi.
Almanya Ekonomi Enstitüsü’nün (İW), 33 dünya ülkesindeki vergi ve prim yükünü, net ücrete oranlayarak karşılaştırdığının ifade edildiği açıklamaya göre, 33 ülke içinde vergi ve primlerin net ücrete oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 99 ile Belçika. Bir başka deyişle, Belçika’da ortalama ücret üzerinden devlete ödenen işçi ve işveren yükümlülüklerinin toplamı, işçinin eline geçen ücrete eşit. İşveren, bir işçi çalıştırmak için, işçiye ödediği ücret ölçüsündeki ödemeyi devlete de yapıyor.
“TÜRKİYE’DE BİR ÜCRET İŞÇİYE, BİR ÜCRET DE DEVLETE” 
Türkiye’de de durumun Belçika’dan pek farklı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu oranın büyüklüğü açısından Türkiye’nin 33 ülke arasında yüzde 84 ile 5’inci sırada geldiği belirtildi.
TİSK, devlete giden istihdam vergileri ile neredeyse bir işçi yerine iki işçi çalıştırmanın mümkün olduğunu ileri sürdü. Bu oranın en düşük yüzde 35 ile Danimarka olduğunun ifade edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Türkiye’de son yıllarda istihdam üzerindeki vergi ve prim yükü geçmişe göre azaltılmış olsa da, görüldüğü gibi halen çok ağır. Özellikle sosyal sigorta prim yükünün ülke genelinde azaltılmaya devam edilmesi; böylece işçi çalıştırmanın özendirilmesi ve işletmelerin uluslararası rekabet gücünün artırılarak işsizliğin azaltılması gerekiyor.”