| VERGİ DENETİMLERİNDE ORTAYA ÇIKAN HATALAR |
| Kasadan ödeme ve tahsilatlar
Naylon Fatura ya dikkat
Transfer Fiyatlandırması
Örtülü Sermaye
Katma Değer Vergisi ile ilgili tespitler
Kurumlar Vergisi ile ilgili tespitler
Ücretler ile ilgili tespitler
Maddi duran varlıklar ile ilgili tespitler
İş Kanunu ile ilgili tespitler
Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin önemi
Damga Vergisi’nde yapılan hatalar
Maddi duran varlıklar ile ilgili tespitler
Kanunen kabul edilmeyen giderler ile ilgili tespitler
Sigorta poliçeleri ile ilgili tespitler
Şüpheli alacaklarla ilgili hatalar
Diğer tespitler
|
19 Ocak 2012 Perşembe
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerin Muhasebeleştirilmesi
Kanunen kabul edilmeyen giderler; başka bir deyişle mali açıdan gider kabul edilmeyen harcamaların neler olduğu vergi yasalarımızda net olarak belirlenmiştir, ancak tekdüzen hesap planına göre bu tür giderlerin kayıt tarzı için belirgin bir durum görülmemektedir(1).
I- GİRİŞ
Uluslararası muhasebe standartlarında da kanunen kabul edilmeyen giderlere (non-tax-deductible expenses) ilişkin spesifik bir bilgi ya da uygulama bulunmamaktadır. Uluslararası muhasebe standartları raporlaması yapan şirketlerde kanunen kabul edilmeyen giderler, ilgili olduğu gider ya da gelir grubu içerisinde sınıflandırılmaktadır. 12 no.lu Uluslararası Muhasebe Standardında vergi amaçlı kâr ve finansal amaçlı (ticari) kâra etki eden gelir ve gider kalemlerinin ticari ve mali kâra dâhil olup olmadıklarının ve buna bağlı olarak ertelenen vergi borcu ya da alacağı yaratıp yaratmadıklarının tespiti ve muhasebeleştirilmesi düzenlemektedir(2). Bu standartta, gelir üzerinden alınan vergiyi, kârın bir parçası olarak değil de, bir gider olarak kabul etmek ve verginin ilişkili olduğu gelir-gider kalemleri ile eşleştirmek suretiyle ilgili olduğu dönemlerde muhasebeleştirilmesi hedeflenmektedir(3).
Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde mali kâr değil, şirket ortaklarına dağıtılacak ticari kârın tespitine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Ticari kâr bulunduktan sonra, muhasebe dışı işlemler yapmak suretiyle mali kârın tespit edilmesi gerekmektedir. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemeler, vergi mevzuatı ile ilgili hiç bir hususu düzenlememekte veya değiştirmemektedir. Dönem kârı ile vergiye tabi kâr arasında meydana gelen fark bilanço ya da gelir tablosu üzerinde giderilmemekte, vergiye tabi safi kazanç, mali tablolar dışında hesaplanmaktadır(4).
Tekdüzen Muhasebe Sistemimizin çatısının atıldığı 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde(5) yer verilen açıklamalar, mükelleflerin her ana gider grubu için gider yerleri ve gider çeşitleri olarak ikili bir alt ayrıma tabi tutulacak bir muhasebe sistemi oluşturmalarını gerektirmektedir. Bilimsel çevrelerde her ana gider grubunun altında iki haneli bir gider yeri ve bunu izleyecek şekilde üç haneli bir gider çeşidi alt hesap grubu öngörülmektedir. Bu şekildeki bir kodlama sistemi zorunluluk değildir. Zira gider yeri ve gider çeşitleri ile ilgili alt hesaplarda kaç haneli bir kodlama düzeninin uygulanması gerektiğine ilişkin Tekdüzen Hesap Sisteminde herhangi bir öngörü bulunmamaktadır. Bu konuda işletmenin ihtiyaçları esas olmakla birlikte uygulamada daha çok iki haneli gider yeri ve üç haneli gider çeşidi alt hesap kodları kullanılmaktadır(6).
II- TEKDÜZEN MUHASEBE SİSTEMİNDE KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLERİN KAYIT YÖNTEMLERİ
Tekdüzen Muhasebe Sisteminde (TMS) kanunen kabul edilmeyen giderlerle ilgili ana hesap yoktur. Fakat bu tür giderlerin kurum kazancına eklenmesi gerektiği için yıl boyunca özel bir izlemeye konu edilmesi zorunluluğu vardır(7).
Tekdüzen hesap planının kullanımını ile ilgili bu güne kadar çıkarılmış tebliğler, standartlar hep ana hesap bazında uygulamaya yön vermiştir. İşletme yöneticilerinin, kredi verenlerin, diğer ilgililerin vs. üçüncü kişilerin, ihtiyaç duyacakları bilgilere kolayca ulaşabilecekleri ve başta muhasebenin temel kavramlarından tam açıklama kavramı olmak üzere diğer temel kavramlarda belirtilen hususları uygulamaya imkân tanıyacak şekilde alt kırılımlar serbestçe belirlenebilir. Bu doğrultuda işletmeler kanunen kabul edilmeyen giderleri hangi hesaplarda takip edeceklerini kendileri serbestçe belirleyebilirler. Ancak vergileme ile ilgili bilgileri muhasebe düzeninden sağlayarak dönem sonlarında vergi matrahına ulaşabilmeyi sağlayacak bir sistemin kullanılması da mükelleflerin veya muhasebeyi tutanların sorumluluğuna yüklenmiştir. O halde hesaplar o şekilde tutulmadır ki, sene sonunda vergi matrahı bulunurken ticari kâra ilave edilecek giderler veya indirilecek gelirler de kolayca hesaplardan çıkarılabilsin(8). Bu durumda üç çözüm yolu üzerinde durulabilir(9):
A- HER GİDER TÜRÜNDE ALT HESAP AÇILMASI YÖNTEMİ
Standart hesap planında yer alan üç haneli gider ve maliyet hesaplarında birer adet kanunen kabul edilmeyen gider alt hesabı açılabilir. Hemen her gider ve maliyet türünde karşılaşılabilecek olması ve gelir tablosunun ticari açıdan doğru rakamlar taşıması açısından tüm gider ve maliyet hesaplarında birer tane de kanunen kabul edilmeyen gider için alt hesap açılması gerekebilir. Böyle bir yöntemin dezavantajı, hesap sayısında büyük bir artış meydana getirecek olmasıdır.
Örneğin;
760 PAZARLAMA SATIŞ VE DAĞITIM GİDERLERİ
760.01 İşçi Ücret ve Giderleri
760.02 Memur Ücret ve Giderleri
760.03 Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler
760.09 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
760.09.001 Özel İletişim Vergisi
760.09.001 Binek Otomobil MTV
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
770.01 İşçi Ücret ve Giderleri
770.02 Memur Ücret ve Giderleri
770.03 Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler
770.09 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
770.09.001 Özel İletişim Vergisi
770.09.001 Binek Otomobil MTV
Telefon faturasındaki özel iletişim vergisinin kaydedilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ | 100 | |
770.03. Dışar. Sağ. Fay. Hiz. 80 | ||
770.03.001 Haberleşme Gid. 80 | ||
770.09. Kan.Kab.Edilmeyen Gd. 20 | ||
191 İNDİRİLECEK KDV | 18 | |
102 BANKALAR | 118 | |
xxx no.lu telefon faturası ödemesi | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
Burada görüldüğü gibi ayrı bir Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabı açılmayarak giderlerin bütünlüğü sağlanmış olmaktadır. Yani; aynı türden bir giderin indirilebilecek olanları ile indirilemeyecekleri aynı hesapta olmakla birlikte ayrı yardımcı hesaplarda görülmektedir. Vergi matrahının bulunması aşamasında ticari kâr matrahına ilave edilecek giderler yardımcı hesaplardan kolayca dökülebilecektir(10). Dönem sonlarında her grup hesabın altındaki Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabı toplanıp mali kâra ulaşmaktadır.
Bu yöntem uygulamada pratiklik sağlamakla beraber, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri’nde çizilen genel çerçeveye pek uymamaktadır. Giderlerin, kanunen kabul edilen ve edilmeyen olarak ayrımı, “gider yeri” ve “gider çeşidi” ayrımına uymayan bir tasnifleme yöntemi olarak görülmektedir(11). Buna rağmen, daha sağlıklı bir yöntem olduğu söylenebilir. Zira nazım hesapların kullanılması durumunda hata ve unutma riski daha yüksek olacaktır. Hesap planında şişkinliğe yol açmasına rağmen kanunen kabul edilmeyen giderlerin bu yöntemle izlendiğine sıklıkla rastlanmaktadır(12).
B- NAZIM HESAPLARDA İZLEME YÖNTEMİ
1 No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde; işletmelerin muhasebe sistemlerini tekdüzen hesap çerçevesi ve hesap planı doğrultusunda kurmak zorunda oldukları belirtilmiş ve işletmelerin varlık ve kaynaklarını doğrudan doğruya ilgilendirmeyen, fakat bilinmesi, izlenmesi ve saklanması gerekli olan bilgilerin ve değerlerin izlenmesi amacıyla 9 numaralı ana hesap grubunun nazım hesaplar için kullanılacağı öngörülmüştür(13).
Nazım hesaplar, kendi aralarında oluşturulan karşılıklı hesaplar vasıtasıyla işlemekte ve diğer hesap gruplarıyla ilişkilendirilmemektedir. Bu hesapta izlenmesi gereken bir işlem, alacak ve borcuyla nazım hesap altında izlenmektedir. Kanunen kabul edilmeyen giderlerin bu hesap grubunda izlenmesi halinde, ilgili gider hesaplarının alt kodlarında giderlerin kanunen kabul edilen ya da edilmeyen gider olup olmadığı yönünde herhangi bir açıklama yer almayacaktır. Bu giderlerin detayları muavin kayıtlar üzerinden görülebilecektir(14).
Hesap planında kanunen kabul edilmeyen giderler hesabı açılmayıp, bu nitelikteki gider veya maliyet unsurları, makbul gider veya maliyet imiş gibi ilgili hesaplara kaydedilebilir ve bu tür kayıtların her birinin akabinde ikinci birer yevmiye kaydı yaparak kanunen kabul edilmeyen giderler nazım hesaplar yoluyla izlenebilir. Bu yöntemin riski, nazım hesaplara kayıt yapılmasının unutulması ihtimalidir.
Yukarıdaki örnekte verilen kayıt bu yöntemle şu şekilde yapılır:
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ | 100 | |
770.03.001 Haberleşme Gid. 80 | ||
770.05.005 Özel İletişim Vergisi 20 | ||
191 İNDİRİLECEK KDV | 18 | |
102 BANKALAR | 118 | |
xxx no.lu telefon faturası ödemesi | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
900 NAZIM HESAPLAR | 20 | |
900.01. KKEG 20 | ||
900.01.001 ÖİV 20 | ||
900 NAZIM HESAPLAR | 20 | |
900.01. KKEG Karşılıkları 20 | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
Böylece tam açıklama kavramına uyulmakta ve ayrı ayrı yerlerde alt hesaplarda gruplanmış kanunen kabul edilmeyen giderleri bir arada görerek mali kara ulaşmada kolaylık sağlanmaktadır(15).
C- OLAĞAN YA DA OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR HESAPLARINDA İZLEME YÖNTEMİ
Bu yöntemde mahiyetine ve çeşidine bakılmaksızın kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindeki bütün harcamalar, “659-Diğer Olağan Gider ve Zararlar Hesabı”nın veya “689- Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar Hesabı”nın alt kırılımı olarak açılan bir adet kanunen kabul edilmeyen gider hesabına kaydedilir. Yılsonunda kanunen kabul edilmeyen giderler hesabı şahıs firmalarında veya gelir vergisi mükelleflerinde firma sahibinin veya ortakların cari hesabına devredilerek kapatılır. Kurumlar vergisi mükelleflerinde ise bir gider hesabı olarak gelir tablosuna yansıtılır ve mali kârın hesabında ticari kâra ilave edilir(16).
Yukarıdaki örnekte verilen kayıt bu yöntemle şu şekilde yapılır:
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ | 80 | |
770.03.001 Haberleşme Gid. 80 | ||
689 DİĞ.OLAĞAND.GİD.VE ZARARLAR 20 | ||
689.09.001 KKEG 20 | ||
191 İNDİRİLECEK KDV | 18 | |
102 BANKALAR | 118 | |
xxx no.lu telefon faturası ödemesi | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
Kanunen kabul edilmeyen gider, ortaktan tahsili gereken bir gider ise gelir vergisi mükellefleri kanunen kabul edilmeyen gideri ortakların cari hesabına devrettiklerinde aşağıdaki kayıt yapılacaktır:
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR | 20 | |
689 DİĞ.OLAĞAND.GİD.VE ZARARLAR | 20 | |
689.09.001 KKEG 20 | ||
Kanunen kabul edilmeyen giderlerin firma sahibinin hesabına devri | ||
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
Ortaktan tahsili gereken bir giderin ödenmiş olduğu durumda şirketin kaynağı kullanılmış olduğundan, Ticaret Kanunu’na ve Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, paranın kullanıldığı süre dikkate alınarak emsal faiz oranıyla ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesi gerekir. Yapılan hesaplama sonucu tahakkuk ettirilen faizin yevmiye kaydı da aşağıdaki gibi olabilir.
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR | 3 | |
642 FAİZ GELİRLERİ | 3 | |
–––––––––––––––––/–––––––––––––––– | ||
Faiz tahakkuku üzerinden KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı hususu ise olayın özelliğine göre farklılık arz edebilecektir.
Bu yöntemde yapılan kayıtlar tek düzen muhasebe sisteminin özüne uygun değildir. Çünkü bu yöntemde, örneğin yönetime ait özel iletişim vergisi, pazarlama bölümüne ait bir motorlu taşıtlar vergisi ya da bir vergi cezası hepsi aynı hesapta gözükeceğinden tam açıklama kavramına uygun değildir.
Ahmet OZANSOY*
Yaklaşım
16 Ocak 2012 Pazartesi
KONUT KREDİSİ KULLANIMINDA ÖNEMLE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Arsa piyasası, yapı malzemesi, araç gereç, dayanıklı tüketim ve iş gücü piyasalarıyla olan bağlantıları nedeniyle gayrimenkul sektörü, özellikle de konut yatırımları, ülke ekonomilerinin lokomotif sektörlerinden biri olmuştur. İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri olan barınmayı sağlayan fiziksel ortam olarak konut, aslında temel toplumsal birim olan aileyi bir arada tutan fiziksel ve moral mekânlar bütünüdür. Bu tür yatırımlar bir barınma aracı olmalarının ötesinde, bunlar yarın için bir güvence, bir yatırım aracı ya da gerektiğinde teminat olarak gösterilen bir mal özelliğine sahiptirler. Bilindiği gibi gayrimenkullerin çok pahalı olması ve yaşanılan ülkenin sosyo-ekonomik şartlarından kaynaklanan problemler nedeniyle, birçok konut yatırımcısı bunların bedelini tamamen nakit ödeyecek kaynağa sahip değildir. Bu durumda, konutlar borçlanma yoluyla sağlanan fonlarla alınabilmektedir. Bir başka ifade ile konut bedelinin tamamına sahip olamayan kişiler borçlanmayı planlamakta ve konut alımında gerekli kaynağı sağlayabilmek amacıyla kredi veren kuruluşa kredi talebinde bulunmaktadır. Kredi talebinde bulunan borçlu, kurum tarafından incelemeye alınmakta, kredi alımı için gerekli şartların mevcut olması durumunda ise, kurum tarafından kredi teminine gidilmektedir. Aksi durumda, gerekli şartları yerine getiremeyen kişi ya da kurumlara kredi sağlanmamaktadır. O halde, konut kredisi kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar söz konusudur. Çünkü önemli olan doğru miktarda doğru ödeme koşullarına uygun kredi kullanmaktır.
1. Sabit ve Değişken Faizli Kredi Yapısı: Konut finansmanı kanunu kredi kullanacak tüketicilere sabit, değişken ve her iki yapının da bir arada kullanılabildiği alternatifleri sunmaktadır. Hali hazırda bankaların kullandırdıkları kredi yapılarına baktığımızda tüketicilerin tercihinin sabit faizli kredi yapısı olduğu görülmektedir. 2011 sonu itibariyle 70 milyar TL’yi aşan konut kredi hacminin yaklaşık %99,7’si sabit faizli yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sabit faizli krediler tüketicinin lehine işleyen yapılar olarak görülmektedir. Tüketicilerin banka ile yaptıkları kredi sözleşmesi gereği piyasadaki faiz oranları değişse bile kredinin faiz oranı asla değişmemektedir. Bunun anlamı, piyasadaki faiz oranları arttığında bankaların krediyi geri çağırıp daha yüksek orandan krediyi kullandırma şansının olmadığıdır. Ya da tam tersine ekonomide işlerin olumlu gitmesi durumunda, piyasa faiz oranları kaçınılmaz olarak düşecek, krediyi kullanan taraf piyasada daha düşük borçlanma imkânına kavuşacak ve uygun koşullarda yeniden borçlanarak (kredisini yapılandırarak) kredinin kalan borç bakiyesini vadesinden önce kapatacaktır.
Değişken faizli ipotekli konut kredileri sabit faizli ipotekli konut kredilerine alternatif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Konut kredi piyasalarında yoğun olarak kullanılan bu tür bir kredinin en önemli özelliği, kredi faiz oranının, kredi vadesi boyunca bir referans endekse (benchmark index) bağlanması ve ayarlama dönemlerinde endeksteki değişimlere bağlı olarak aşağıya ya da yukarıya doğru yeniden belirlenmesidir. Ülkemizde değişken faizli kredilerde referans endeks TÜFE olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, değişken faizli ipotekli konut kredilerinde TÜFE’ye bağlı olarak kredinin vadesi boyunca uygulanacak faiz oranında yukarı veya aşağı yönlü değişimler olabilmekte, kredi kullananlarının ödeyecekleri taksitler değişiklik gösterebilmektedir.
Sabit faizli kredi yapısı uzun vadeli konut kredi yapılarında geri ödemelerin öngörülebilirliği anlamında önemlidir. Ancak faiz oranın sözleşmede sabit olarak belirlenmesi durumunda bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda kredi veren kuruluşlara kredi borçlularından erken ödenen tutarın yüzde 2’sini geçemeyecek şekilde “erken ödeme ücreti” talep etme hakkı tanınmıştır. Tüketicilerin bunu unutmaması gerekir.
2. Farklı Yapılardaki Konut Kredilerinin Varlığı: Kredi veren kurumların ve kredi borçlularının ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte farklı yapılardaki kredi türleri uygulama alanı bulmaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu mevcut ekonomik durum, kişinin ödeme gücü, geleceğe yönelik beklentiler, tarafların riske karşı tutumları, verilecek kredilerle ilgili kaynakların sağlanma koşulları ve diğer kurumların uygulamaları gibi hususlar kredi seçiminde önem taşımaktadır. Halen bankaların sabit ve değişken faizli konut kredileri dışında pek çok uygulaması söz konusudur. Kredi kullanacakların alternatifleri değerlendirmesi önemlidir.
3. Bankalar Arası Rekabetin Faiz Oranlarına Yansıması: Bankalar arası rekabetin olduğu ortamda, konut kredilerine uygulanan faiz oranlarının da farklılık gösterdiği muhakkak. Burada en önemli faktör bankaların kendi kaynak maliyetleri ve bunun kullandıracakları kredilerdeki faiz oranlarına yansıması. Şu anki duruma baktığımızda 10 yıllık kredilerde aylık %1,20 den %1,44’e kadar uzanan geniş yelpazede faiz oranı ile karşılaşmak mümkün. Örneğin bunun anlamı, 100.000 TL’lik kredide aylık taksitlerin 1.550 TL ile 1.750 TL arasında değişmesi. Toplamda düşünüldüğünde ise, çok ciddi miktarlar ortaya çıkabiliyor. Bankaların oranlarını ve kredinin geri ödeme planını iyi analiz etmek şart.
4. Aylık Faiz Oranı Yerine Yıllık Maliyet Oranına Dikkat: Tüketicilerin kredi kullanımlarında en önemli yanılgılarından bir tanesi kredileri sadece aylık faiz oranlarına göre kıyaslamaları olarak karşımıza çıkıyor. Oysaki komisyon ve dosya masrafı, değerleme ücreti, ipotek masrafı ve diğer idari ve yasal masraflarında kredinin maliyetine eklenen yükler olduğu unutulmamalıdır. Tüm bu unsurların toplamını ifade eden yıllık maliyet oranını tüketicilerin önemle incelemeleri gerekmektedir.
5. Borçlanmada Kısa ve Uzun Vade Arasındaki Tercih: Tüketicilerin vade konusundaki tercihi tamamen gelir yapıları ve geleceğe yönelik beklentilerine göre şekillenmektedir. Muhakkak ki, uzun vadeli seçenekte daha düşük taksit ancak daha yüksek geri ödeme; daha kısa vadeli seçenekte ise daha yüksek taksit ve daha düşük toplam ödeme söz konusudur. Örneğin, 100.000 TL’lik bir konut kredi bakiyesi için 60 aylık (aylık %1,11 konut kredisi faiz oranı üzerinden) tercihteki taksitler aylık 2.291 TL, toplam ödeme ise 137.503 TL’dir; diğer taraftan 120 aylık (aylık %1,17 konut kredisi faiz oranı üzerinden) tercih için aylık taksitler 1.555 TL, toplam ödeme ise 186.608 TL olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine unutulmaması gereken bir diğer nokta, uzun vadeli tercihlerdeki aylık kredi faiz oranının daha yüksek oluşudur.
6. En Fazla Ne Kadar Miktarda Kredi Kullanılabilinir: Konut kredisi kullandıran kuruluşunun en önemli beklentisi ilgili krediye ilişkin taksit ödemelerinin “tam ve zamanında” yapılmasıdır. Kredinin vadesinden önce kapatılması önemli bir risk (erken ödeme riski) unsuru iken, kredinin geri ödemelerinin yapılmaması (kredi riski) da gerek kurumun gerekse de kredi borçlusunun üstlendikleri önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2010 yılı Aralık ayında son derece önemli bir karar alarak konut kredilerinde %75 oranında kredi değer oranı sınırlamasına gitmiştir. Amaç kredi riskinin sınırlandırılmasıdır. O halde bundan sonraki dönemde kredi kullanarak konut alacakların mülkün değerinin %25’ini peşinat olarak ayırmaları, geri kalan bakiye için kredi kullanabileceklerini söylenebilir. Bu noktada bir diğer önemli unsur, kişilerin bütçelerine ve alacakları kredi miktarına uygun konutu belirlemeleridir. Araştırma için önemli bir kaynak, www.reidin.com un incelenmesidir.
7. Sağlıklı Kredi Yapısı İçin Aylık Gelirin Önemi: Kredinin ilk kullanım aşamasında dikkat edilmeyen önemli bir unsur ise, kredi taksitlerinin hane halkının geliri içerisindeki oranı aslında. Yıllar ilerledikçe kredi kullananların aile yapıları, ekonomik durumları, beklentileri, ihtiyaçları farklılaşmakta dolayısıyla taksit ödemelerinin dönem dönem yapılmasında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Uluslararası uygulamalara baktığımızda hane halkı gelirinin en fazla 3’te 1’inin bu tür uzun vadeli taksit ödemelerine ayrılması gerektiğini görmekteyiz.
8. Düzenli Geri Ödemelerin Aksaması: Kredi borçlusunun birbirini izleyen en az iki ödemeyi gerçekleştirememesi durumunda, gayrimenkulün kredi veren kurum tarafından satışına imkân sağlanmıştır. Konut kredisinin vadesi boyunca geri ödemelerin düzenli gerçekleştirilmesi en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kredinin ömrü boyunca tüketicilerin borçlarına sadık kalmaları gerekmektedir. Aksi durumda kişiler evlerini kaybetme durumuyla karşı karşıya kalacaklardır.
9. Kredilerdeki Sigorta Yapısı: Konut finansmanı düzenlemelerinin en önemli eksiklerinden bir tanesi bireyin ödeme yapısını garanti altına alan sigorta yapısına yer verilmemiş olmasıdır. Konut finansmanı kanunu sadece zorunlu deprem afet sigortasını yeterli görmüştür. Eksik ve yetersiz bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Zorunlu olmasa da tüketicilerin hayat veya ferdi kaza sigortalarını yaptırmaları, ileride olabilecek olumsuzlukların önlenmesi ve ailenin kredi yüküyle karşılaşmamaları anlamında önemlidir.
10. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun Önemi: Konut kredisi sağlayan kuruluşların tüketicilere “Sözleşme Öncesi Bilgi Formu” vermek zorunda oluşu dikkat çeken önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylece tüketiciler kredi sözleşmesi öncesinde kredi işlemleri ile ilgili genel bilgileri ve kredi sözleşmesinin koşullarını öğrenme imkânına kavuşacaklar ve tüketicilerin yanıltılması olasılığı azalacaktır.
Dr.Ali HEPŞEN
İstanbul Üniversitesi
İşletme Fakültesi
Finans Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)