19 Ocak 2012 Perşembe

VERGİ DENETİMLERİNDE ORTAYA ÇIKAN HATALAR


Kasadan ödeme ve tahsilatlar
  1. Kasa hesabında yüklü miktarlarda tutarlar görülmesi, ödeme ve tahsilatlar yapılması her zaman incelemelerde ilk dikkati çeken husus olmuştur.Kasa hesabında ticari teamüller uygun düşmeyecek derecede yüksek tutarların , uzun süre kasada kalması incelemelerde matrah farkının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Ayrıca 8.000.- YTL üzerindeki her türlü ödeme ve tahsilatların mutlaka banka veya finans kurumlarından yapılması hususu unutulmamalıdır.
Naylon Fatura ya dikkat
  1. Sadece fatura alıyor olmak ne yazık ki yetmemektedir. İlişkinin son derece net belgelenebilmesi (banka havalesi veya nama yazılı çekle ödeme, ilgili şirketin vergi dairesi ve hesap numaralarının belirtilmesi, taşıma irsaliyesi, tartı belgesi vb) sahte belge kullanıldığı iddiası ile karşı karşıya kalmamak için önem taşımaktadır. Daha önce ödediğiniz KDV veya stopajları, müteselsil sorumluluk çerçevesinde tekrar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca naylon fatura kullanımının vergi cezaları dışında savcılık tarafından açılacak ceza davalarının da olduğu unutulmamalıdır.
  2. Gelen ihbarnameleri, ödeme emirlerini, haciz bildirilerini, incelemeye davet yazılarını mutlaka önemseyin, aksi takdirde itiraz sürelerinin dikkatlice takip edilmesi gerekir.
Transfer Fiyatlandırması
  1. Örtülü kazanç dağıtımı veya transfer fiyatlandırma konusu, özellikle birbiriyle mal ve hizmet alım satımı bulunan grup şirketlerinde sürekli eleştirilebilecek bir konu özelliğindedir. İlişkili şirketlerden mal ve hizmet alımlarında uygulanacak fiyatlar konusu iyi belgelendirilmeli ve ileride olabilecek bir vergi incelemesinde sağlam donelere dayandırılmalıdır.
Örtülü Sermaye
  1. İlişkili şirketlerden alınan borçların faiz ve kur farkları, örtülü sermaye açısından ilk irdelenen hususlardandır. Özellikle gelir tablosu dip notlarında yapılan bildirimler bu konuda firmanın öncelikli incelenebilecek firmalar arasına girmesine neden olabilir.Bu nedenle özellikle bilanço ve gelir tablosu dip notlarının hazırlanmasında titizlik gösterilmesinde ve müşavirinizden destek alınmasında fayda vardır. Yabancı ortağı bulunan şirketlere ortakları tarafından verilen tutarlara isabet eden kur farklarına dikkat etmek gerekir.
Katma Değer Vergisi ile ilgili tespitler
  1. Sorumlu Sıfatıyla KDV yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması, ilave tarhiyat konusudur. Sorumlu sıfatıyla stopaj yükümlülüğünün yerine getirilmemiş, zamanında yerine getirilmemiş veya eksik yerine getirilmiş olması cezalı bir tarhiyatı gündeme getirebilir. Özellikle çoğu zaman muhtasar beyanname ile paralellik göstermesi nedeniyle üzerinden gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapılan ödemelerin gelir idaresi tarafından kdv konusuna girip girmediğinin araştırıldığı unutulmamalıdır. Esas itibariyle sorumlu sıfatıyla ödenen KDV, tahakkukun yapıldığı dönemde 1 no’lu beyannamede indirilecek KDV olarak dikkate alınır.
  2. Çalınan malların KDV’si indirilemez.
  3. Yurt dışına düzenlenen hizmet faturalarında KDV yükümlülüğü mevcut olabileceği göz ardı edilmemelidir. Hizmet ihracı istisnası şartlarının varlığından emin olunmalı bu konuda mutlaka müşavirinizden bilgi alınmalıdır.
  4. KDV iade alacağı nedeniyle mahsup dilekçesi verilmiş olması yeterli olmayabilir. İleride problem yaşanmak istenmiyorsa dilekçe ekindeki belgelerin tamam olduğundan, teminat gerektiriyor olması halinde teminatın verildiğinden, ilgili tüm vergi dairelerine zamanında dilekçe ve bildirimlerin verildiğinden emin olun ve sonrasında da takip edin. Çünkü zaman zaman vergi dairesindeki departmanlar arası kopukluklar nedeniyle ödeme emirleri gelebilmektedir. Bu ödeme emirlerine 7 gün içinde itiraz edilmesi gerekmektedir.
  5. Yurtdışından banka dışındaki kurumlardan (örneğin; ilişkili şirketlerden) alınan kredilerin faizleri, sorumlu sıfatıyla KDV’ye, -mali idarenin yorumuna göre-stopaja ve anlaşma damga vergisine tabidir.
  6. Ortağın borcuna işletilen faiz, KDV’ye tabidir.
  7. Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerin KDV’si de indirilemez.
  8. Ücret mahiyetindeki ayni yardımların KDV’si indirilemez.
  9. Yurtdışına yapılan ödemelerde KDV’nin matrahı (stopaj dahil) brüt tutardır. Anlaşma net üzerinden yapılmışsa önce brütleştirilecek, daha sonra da bu brüt tutar üzerinden KDV hesaplanacaktır.
  10. İthalatta veya yurtiçi satışlarda teslime konu olan mal ve hizmetin KDV oranının doğru bilinmesi gerekir. (zaman zaman % 18, 8, ve 1 oranları karıştırılmaktadır)
  11. Yurtiçi satışlarda satış bedelinin yabancı para cinsinden belirlendiği durumlarda, kur farklarına KDV uygulanması unutulmamalıdır.
  12. İrsaliye tarihinden itibaren 7 günlük süre içinde fatura düzenlenmelidir. Ancak, ay ve yılın kaydırılmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca satın alınan malın alıcı tarafından taşıttırılması durumunda sevk irsaliyesinin alıcı tarafından kendi kendine düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu konuda yapılan denetimlerde usulsüzlük cezaları kesilmektedir.
  13. Binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergileri mükelleflerin hesaplanan katma değer vergilerinden indirim konusu yapılamaz. (faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç)
Kurumlar Vergisi ile ilgili tespitler
  1. Grup içinde gayrimenkul veya iştirak satışı suretiyle istisnadan yararlanılmasının şarları yerine getirilmelidir. Özellikle nakit girişi şartı grup şirketleri için önem arz etmektedir.
  2. Holdingler tarafından sağlanan hizmetlerin faturalanmasında hizmetin ne olduğu ve tutarı faturada ayrıntılı olarak belirtilmelidir. Bir dağıtım anahtarı kullanılıyorsa, seneden seneye esasları değişmemeli, bedeller verilen hizmetle mütenasip olmalıdır. Bu konu, transfer fiyatlaması hükümleri çerçevesinde daha da önem kazanmıştır. Yabancı sermayeli şirketlere yurtdışındaki merkezden gelen faturaları için de Türkiye’deki holdingler için geçerli esaslar geçerlidir. Alınan hizmetlerin iyi ve ayrıntılı belgelenmesini gerekir.
  3. Mevduat faizleri, brüt tutarı ile gelir olarak hesaba alınmalıdır. Geçici vergi dönem sonları ile yılsonlarında banka veya diğer finans kurumlarından faiz veya kar paylarını brüt tutarları ile tevkifatlar konusunda mutlaka mutabakat sağlanmalıdır.
  4. Vergi kesintileri, geçici vergi veya kurumlar vergisi beyannamesinde peşin ödenen vergi olarak dikkate alınmalıdır. Ancak, ilgili dönem beyanına dahil edilen gelirle ilgili vergi kesintileri, hesaplanan vergiden indirilebilir veya iade alınabilir.
  5. Serbest meslek faaliyeti olarak dar mükelleflere yapılan ödemelerde stopaj ve sorumlu sıfatıyla KDV yükümlülüğü olabileceği göz ardı edilmemelidir. Stopaj yükümlülüğü ile ilgili olarak, mutlaka varsa ikili vergi anlaşmasının gözden geçirilmesi gerekmektedir. Stopaj yapılmıyorsa karşı taraftan (yabancı şirketten) mukimlik belgesi istenilmelidir.
  6. Abonelik vb. yıllık bedellerin, ‘dönemsellik’ ilkesine göre giderleştirilmesine dikkat edilmelidir.
  7. İthal edilen mallarda, alıma ilişkin tüm giderlerin (sigorta, taşıma vs.) maliyet bedeline eklenmesine gerekir.
  8. Yıllara sari inşaatın ne zaman bittiği oldukça önemlidir. Geçici kabulün yapıldığı dönemde karın beyanı zorunluluktur.
  9. Son beş yıla ilişkin belgeler ve defterler özenle muhafaza edilmelidir. İbraz edilmemesi durumunda indirim konusu yapılan KDV’ lerin inceleme elemanlarınca red konusu yapılabileceği unutulmamalıdır. Geçmiş yılların tüm belgelerinin iyi korunduğundan emin olunuz. Bazen ibraz edilemeyen bir mahsup dilekçesi, önemli sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca, zaman aşımı sürelerini bir yana bırakıp özellikle ödeme belgelerinin saklanabildiğince uzun saklanmasında fayda vardır.
  10. Serbest bölgeye satış, serbest bölgeden alış fiyatlandırmasına dikkat edilmelidir. Özellikle Kurumlar Vergisi Kanunu transfer fiyatlaması hükümlerini işleterek, Türkiye’deki muhatap şirketin, incelenmesi mümkündür.
  11. Telif kazançları istisnasının zaman zaman bir telif eser olmadığı hallerde de, alınan danışmanlık, eğitim vb. hizmetler için uygulanmaya çalışıldığı müşahade edilmektedir. Ayrıca aslında ücretli olanların (işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalışanların) bu imkandan yararlanması mümkün değildir.
  12. Faturayı mal veya hizmeti sattığınız kişi veya kuruma kestiğinizden mutlaka emin olun. Aksi takdirde fatura düzenlemiş olsanız bile kaçakçılığa iştirak, yardım vb. suçlamalara muhatap olabilirsiniz. Bu konuda banka ve diğer kanallar ile yapılan ödemelerin kimin tarafından yapıldığına dikkat edilmesi gerekir.
  13. Kredi kartlı satışları için mümkünse fatura tanzim edilmelidir, faturayı da mutlaka kart hamilinin adına düzenleyin. Veya bir şekilde, belgelerle kart slipleri arasında birebir ilişki kurulabilmesi imkanı veren bir sistem kurun. İncelemelerde sliplerdeki isimlere fatura düzenlenmediği iddiası ile karşı karşıya kalınabilir.
  14. Benzin faturalarının işletme aktifine kayıtlı araçlar veya kiralanan araçlara ait olduklarına dikkat edilmelidir. Özellikle özel amaçlı olarak aile bireylerinin kullandığı araçların akaryakıt ve diğer giderlerinin kanunen kabul edilmeyen giderler olduğu unutulmamalıdır. Araçların yaptıkları kilometre, işinizin gerekleri gibi objektif kriterlerden hareketle kolayca bu tür belgelerin doğru olmadığının tespiti mümkündür.
  15. İrtibat büroları Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak üzere faaliyet izni almış, kurumlar vergisi mükellefi olmayan, çalışanları gelir vergisi ödemeyen organizasyonlardır. Bu birimlerin, bir şekilde gelir getirici faaliyetlerin bir unsuru oldukları durumlarda hem kurumlar hem de gelir vergisi açısından büyük risklerle karşı karşıya kalabilirler.
  16. Şirketlerce kabul edilmeyen giderlerin Kanunen Kabul Edilmeyen Gider yazılması yeterli değildir. İşle ilgisi bulunmayan şahsi harcamaların ödemelerinin şirket tarafından yapılması ve bunların tamamının Kanunen kabul edilmeyen giderlere atılması olayı tamamen çözmemektedir. Çünkü bu yolla peşin kar dağıtımı yapılarak stopaj yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı unutulmamalıdır.
  17. Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu taşınmaz ve iştirak satışı ile ilgili hali hazırda yer alan istisna ile ilgili sınırlama getirmiştir. Buna göre, geçmişte 2 yıl elde tutulan bu tür kazançlar sermayeye ilave edilmeleri şartı ile kurumlar vergisinden istisna tutulmuşken, yeni Kanun bu istisnanın kazancın %75’i için uygulanabileceğini, kalan kısmın ise kurumlar vergisine tabi tutulacağını belirlemiştir. Bununla birlikte, düzenleme ile istisnadan yararlanmak için kazancın sermayeye ilave şartı kaldırılmış, pasifte yer alacak bir hesapta 5 yıl bekletilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  18. Kurumlar Vergisi oranı 01.01.2006’dan itibaren %20’ye indirilmiştir. Buna karşın, yatırım indiriminden faydalanmaya devam eden mükellefler %30 oranına tabi olmaya devam edeceklerdir. Burada, mevcut yatırım indirimli mevcuduna göre bir fayda analizi yapılmalı ve yatırım indiriminden kullanmak avantajlı değil ise sistem terk edilmelidir.
  19. 23.07.2006tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu uyarınca, tam mükellefler tarafından gerçek kişilere ya da kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlara dağıtılan karlar üzerindeki stopaj yükü %10’dan %15’e çıkartılmıştır.
Ücretler ile ilgili tespitler
  1. Yabancı çalışanların Türkiye’de ikamet ediyor olmaları halinde Türk vatandaşları gibi (tam mükellef olarak) tüm gelirlerinin beyanı gerekebilmektedir.
  2. Dışarıda ödenip Türkiye’deki şirkete yansıtılan ücretlerin Türkiye’de ödeyen şirket nezdinde stopaja tabi tutulmuş olması gerekmektedir.
  3. Şirketten ayrılana ucuz araba, bilgisayar vb. kullandığı eşyaların verilmesi ücrettir.
  4. Şirketten ayrılanlar üzerindeki iş avanslarının kapatılmadan bekletilmesi halinde, çalışana bir menfaat sağlandığı iddiasında bulunabilecektir.
  5. Çalışanlara avans verilmesi ve verilen avansın uzun süre çalışan üzerinde bırakılması halinde bu ödemenin ücret olarak değerlendirilebilmesi riski gözardı edilmemelidir.
  6. Personele ücret dışında sağlanan her türlü fayda vergiye tabidir.
  7. Personele tahsis edilen işletme mülkiyetindeki lojmanların sadece 100 m2’yi aşmayan kısmı gelir vergisinden muaftır.
  8. Çalışanlarınıza verilen borçlara faiz ve üzerinde KDV hesaplanması gerekebilecektir.
  9. Demirbaş olanlar dışında giyim yardımları ücret mahiyetindedir.
  10. Yöneticilerin özel araçları ile işe gidip gelmeleri için verilen benzin bedelleri ücret mahiyetindedir.
  11. Sadece serbest bölgede “fiilen” çalışma karşılığı alınan ücretler gelir vergisinden muaftır. Bu bölgeye giriş çıkışlar kontrol altına alınmış olduğundan, gerek çalışma mekanının fiziki elverişsizliği, gerekse işin tabiatı icabı fiilen serbest bölgede yapılmamış çalışmaların gelir vergisine tabi olduğu iddiası ileri sürülebilecektir.
  12. Yabancı işverenden ücret alan Türk personelin yıllık gelir vergisi beyanında bulunması gerekebilecektir.
  13. Yabancı bir şirketin ticari faaliyette bulunmayan irtibat bürosu olarak izin alan büronun daha sonra irtibat bürosu sınırlarını aştığı tespit edilirse çalışanların ücretleri de gelir vergisine tabi tutulur.
  14. Türkiye’de çalışan yabancı kişilerin Türkiye’den ücret almasalar bile yıllık beyanda bulunmaları gerekebilecektir.
Maddi duran varlıklar ile ilgili tespitler
  1. Bilgisayar programlarının gayrimaddi hak olarak aktifleştirilmesi gerekmektedir. Programın maliyetine giren girmeyen unsurların değerlendirilmesinde titiz olunmalıdır. Kapsamlı bazı programların şirkete uyarlanmasının danışmanlık değil de lisans bedelinin bir unsuru olduğu iddia edilebilir. Bu durumda lisans bedelleri ile danışmanlık ve diğer hizmetlerin faturada ayrıştırılması ve buna göre aktifleştirilmesi veya doğrudan giderleştirilmesi gerekir..
İş Kanunu ile ilgili tespitler
  1. Özürlü ve eski hükümlü olanların istihdam zorunluluğu unutulmamalıdır.
  2. Terör eylemleri nedeniyle şehit veya malul olanların yakınlarının istihdam zorunluluğu unutulmamalıdır.
  3. Doktor bulundurma zorunluluğu unutulmamalıdır.
  4. Spor tesisleri ve kreş yaptırılması zorunluluğu unutulmamalıdır.
Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin önemi
  1. Açılış tasdikinin (sicil tasdiknamesi) yaptırılmamış olmasının müeyyidesi defterlerinizin lehinize delil olamamasıdır.İleride alacakların dava konusu yapılaması durumunda önem gösterir.
  2. Kapanış tasdikinin yaptırılmamış olmasının müeyyidesi lehinize delil olamamasıdır.
Damga Vergisi’nde yapılan hatalar
  1. Ayrı ayrı mektuplarla icap ve kabulün yapılması Damga vergisini engellemez. Eğer hükmünden Türkiye’de yararlanılıyor ve taraflardan biri Türkiye’de bulunuyorsa anlaşmanın yurtdışında imzalanması ve yurtdışında muhafazası damga vergisini engellemeyecektir.
  2. Protokol adı altında yapılan sözleşme ve yapılacak tadiller damga vergisine tabidir. Bu nedenle işletmede mevcut iş ilişkisi içinde kullanılan matbu tüm belgelerin bu gözle elden geçirilmesi ve damga vergisine tabi olup olmadığının saptanmasında fayda vardır.
  3. Damga Vergisi ödenmeden zamanaşımına uğrayan kağıtların hükmünden tekrar yararlanılması durumunda, bu kağıda ait damga vergisi yükümlülüğünün tekrar doğduğu unutulmamalıdır (VUK 114).
Maddi duran varlıklar ile ilgili tespitler
  1. Gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan harcamalar, gayrimenkulün maliyet bedeline eklenir. Bu harcamalar dışında normal bakım, tamir ve temizleme giderleri doğrudan giderleştirilebilir.
Kanunen kabul edilmeyen giderler ile ilgili tespitler
  1. Geçmiş yıllara ait giderler Kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak kaydedilmelidir. Ancak beyanname tarihine kadar gelen faturaların KDV dahil tutarları önceki yıl kurumlar vergisi beyannamesinde diğer indirimler satırında gider olarak dikkate alınabilir.
  2. Her türlü harcamaların KKEG olarak kayıtlara intikal etmemesi gerekir. Şahsi giderler niteliğinde bulunana ve şirket ile hiç ilgisi bulunmayan harcamaların giderleştirilerek daha sonra KKEG olarak vergi matrahına ilave edilmesi her şeyi çözmemektedir.Kayıtlara intikal eden harcamaların mutlaka işle ilgili olması , ancak bu giderlerin vergi kanunlarınca kabul edilmeyen nitelikte olması gerekir.
  3. Amortismana tabi olmayan kıymetlerin satışından zarar doğması durumunda, bu kıymetlerin enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan farklarının satış zararına isabet eden kısmının KKEG yapılması unutulmamalıdır.
Sigorta poliçeleri ile ilgili tespitler
  1. Şirket değerlerine ilişkin olarak yapılan sigorta giderlerinin dönemsellik gereği sadece o yıla isabet eden kısmı giderleştirilmeli , geri kalan kısmı takip eden yıllarda gider hesaplarına alınmalıdır.
Şüpheli alacaklarla ilgili hatalar
  1. Şüpheli alacakların teminatlı kısımları için karşılık ayrılamaz.
  2. Karşılık yoluyla gider yazılan şüpheli alacaklarda takip edilmelidir, aksi takdirde muvazaa iddia edilebilecektir.
  3. Şüpheli alacak için karşılık dava ya da icra takibine geçildiği yılda ayrılabilir. Ancak aksi yönde de uygulanabileceğine ilişkin yargı kararları mevcuttur.
  4. Şüpheli alacak karşılıkları mutlaka muhasebeleştirmeli ve bilanço da izlenebilmelidir. Karşılık ayrılan tutarın sonuç hesaplarına intikali için şekil şatı olan karşılık ayrılma işlemi mutlaka yapılmalıdır. Aksi durumlar inceleme elemanlarınca eleştiri konusu yapılmaktadır.
Diğer tespitler
  1. Değeri 2007 yılı için katma değer vergisi hariç 560.- YTL üzerinde bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin doğrudan gider yazılmamasına dikkat edilmelidir.
  2. İşletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılabilir. Yani aralık ayında alınan binek otomobili için ödenen kdv ve ötv doğrudan gider yazılabilirken geri kalan araç bedeli üzerinden hesaplanan amortisman tutarının ancak 1/12’ si amortisman yoluyla gider yazılabilir (araç kiralama faaliyeti ile uğraşanlar ve işleticileri hariç).
  3. İşletmeye ait binek otoyu kasko bedelinin altında bir bedelle satılması özellikle katma değer vergisi matrahının emsal bedelden aşağı olamayacağı maddesi gereği problem yaratabilir. Bu durumda piyasa fiyatlarının kasko bedelin altında olması durumunda emsal bedeli kuvvetlendirici mahiyette oto galerilerinden veya ilgili marka satıcılarından yazılı talep alınmasında fayda vardır.
  4. Binek otomobillerinin veya diğer taşıt araçlarının alış vesikalarında gösterilen özel tüketim vergileri isteğe bağlı olarak doğrudan gider yazılabileceği gibi satın alınan taşıt aracını maliyetine de dahil edilerek amortismana konu edilebilir.
  5. Vergi erteleme olarak görülen sabit kıymet yenileme fonu şartları olmadığı halde bu imkandan yararlanılmamalıdır. Sabit kıymetin belirlenen sürelere de yenilenebileceğine ilişkin karar alınması ve bu hususun kayıtlara geçirilmesi faydalı olacaktır.
  6. Arızi serbest meslek ödemelerinde stopaj oranı %20’dir.
  7. Vazgeçilen borçlar bir hesapta üç yıl bekletilir ve üçüncü yılın sonunda (bu arada oluşan zararlarla giderilemeyen kısmı) gelir olarak dikkate alınır.
  8. Kullanılan kredi veya finansman temininde hesaplanan faizi ve/veya kur farkını aktifleştirme döneminin sonuna kadar yatırım maliyetine vermeden doğrudan gider yazılması mümkün değildir. Mevzuat gereği ancak bu tür kredi maliyetleri ilgili yatırımların tamamlanıp aktifleştirildiği yıldan sonraki bölümleri için isteğe bağlı olarak giderleştirilmesine cevaz verilmektedir.
  9. Dövizli alacakların geçici vergi dönemleri ile yıl sonunda değerlenmesi zorunluluktur.
  10. Malın maliyetine girmesi gerekirken doğrudan gider yazılan harcamalara dikkat edilmelidir
  11. Basit usule tabi bulunan mükelleflerden satın alınan mal ve hizmetlere ilişkin bulunan ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu tarafından bastırılıp basit usule tabi mükelleflerin kullandığı belgelerden (taksicilerden alınan belgeler gibi) kdv nin ayrıştırılmaması ve hesaplanan kdv ‘den indirim konusu yapılmaması gerekir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerin Muhasebeleştirilmesi       

Kanunen kabul edilmeyen giderler; başka bir deyişle mali açıdan gider kabul edilmeyen harcamaların neler olduğu vergi yasalarımızda net olarak belirlenmiştir, ancak tekdüzen hesap planına göre bu tür giderlerin kayıt tarzı için belirgin bir durum görülmemektedir(1).
I- GİRİŞ
Uluslararası muhasebe standartlarında da kanunen kabul edilmeyen giderlere (non-tax-deductible expenses) ilişkin spesifik bir bilgi ya da uygulama bulunmamaktadır. Uluslararası muhasebe standartları raporlaması yapan şirketlerde kanunen kabul edilmeyen giderler, ilgili olduğu gider ya da gelir grubu içerisinde sınıflandırılmaktadır. 12 no.lu Uluslararası Muhasebe Standardında vergi amaçlı kâr ve finansal amaçlı (ticari) kâra etki eden gelir ve gider kalemlerinin ticari ve mali kâra dâhil olup olmadıklarının ve buna bağlı olarak ertelenen vergi borcu ya da alacağı yaratıp yaratmadıklarının tespiti ve muhasebeleştirilmesi düzenlemektedir(2). Bu standartta, gelir üzerinden alınan vergiyi, kârın bir parçası olarak değil de, bir gider olarak kabul etmek ve verginin ilişkili olduğu gelir-gider kalemleri ile eşleştirmek suretiyle ilgili olduğu dönemlerde muhasebeleştirilmesi hedeflenmektedir(3).
Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde mali kâr değil, şirket ortaklarına dağıtılacak ticari kârın tespitine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Ticari kâr bulunduktan sonra, muhasebe dışı işlemler yapmak suretiyle mali kârın tespit edilmesi gerekmektedir. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemeler, vergi mevzuatı ile ilgili hiç bir hususu düzenlememekte veya değiştirmemektedir. Dönem kârı ile vergiye tabi kâr arasında meydana gelen fark bilanço ya da gelir tablosu üzerinde giderilmemekte, vergiye tabi safi kazanç, mali tablolar dışında hesaplanmaktadır(4).
Tekdüzen Muhasebe Sistemimizin çatısının atıldığı 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde(5) yer verilen açıklamalar, mükelleflerin her ana gider grubu için gider yerleri ve gider çeşitleri olarak ikili bir alt ayrıma tabi tutulacak bir muhasebe sistemi oluşturmalarını gerektirmektedir. Bilimsel çevrelerde her ana gider grubunun altında iki haneli bir gider yeri ve bunu izleyecek şekilde üç haneli bir gider çeşidi alt hesap grubu öngörülmektedir. Bu şekildeki bir kodlama sistemi zorunluluk değildir. Zira gider yeri ve gider çeşitleri ile ilgili alt hesaplarda kaç haneli bir kodlama düzeninin uygulanması gerektiğine ilişkin Tekdüzen Hesap Sisteminde herhangi bir öngörü bulunmamaktadır. Bu konuda işletmenin ihtiyaçları esas olmakla birlikte uygulamada daha çok iki haneli gider yeri ve üç haneli gider çeşidi alt hesap kodları kullanılmaktadır(6).
II- TEKDÜZEN MUHASEBE SİSTEMİNDE KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLERİN KAYIT YÖNTEMLERİ
Tekdüzen Muhasebe Sisteminde (TMS) kanunen kabul edilmeyen giderlerle ilgili ana hesap yoktur. Fakat bu tür giderlerin kurum kazancına eklenmesi gerektiği için yıl boyunca özel bir izlemeye konu edilmesi zorunluluğu vardır(7).
Tekdüzen hesap planının kullanımını ile ilgili bu güne kadar çıkarılmış tebliğler, standartlar hep ana hesap bazında uygulamaya yön vermiştir. İşletme yöneticilerinin, kredi verenlerin, diğer ilgililerin vs. üçüncü kişilerin, ihtiyaç duyacakları bilgilere kolayca ulaşabilecekleri ve başta muhasebenin temel kavramlarından tam açıklama kavramı olmak üzere diğer temel kavramlarda belirtilen hususları uygulamaya imkân tanıyacak şekilde alt kırılımlar serbestçe belirlenebilir. Bu doğrultuda işletmeler kanunen kabul edilmeyen giderleri hangi hesaplarda takip edeceklerini kendileri serbestçe belirleyebilirler. Ancak vergileme ile ilgili bilgileri muhasebe düzeninden sağlayarak dönem sonlarında vergi matrahına ulaşabilmeyi sağlayacak bir sistemin kulla­nılması da mükelleflerin veya muhasebeyi tutanların sorumluluğuna yüklen­miştir. O halde hesaplar o şekilde tutulmadır ki, sene sonunda vergi matrahı bulunurken ticari kâra ilave edilecek giderler veya indirilecek gelirler de kolay­ca hesaplardan çıkarılabilsin(8). Bu durumda üç çözüm yolu üzerinde durulabilir(9):
A- HER GİDER TÜRÜNDE ALT HESAP AÇILMASI YÖNTEMİ
Standart hesap planında yer alan üç haneli gider ve maliyet hesaplarında birer adet kanunen kabul edilmeyen gider alt hesabı açılabilir. Hemen her gider ve maliyet türünde karşılaşılabilecek olması ve gelir tablosunun ticari açıdan doğru rakamlar taşıması açısından tüm gider ve maliyet hesaplarında birer tane de kanunen kabul edilmeyen gider için alt hesap açılması gerekebilir. Böyle bir yöntemin dezavantajı, hesap sayısında büyük bir artış meydana getirecek olmasıdır.
Örneğin;
760 PAZARLAMA SATIŞ VE DAĞITIM GİDERLERİ
760.01 İşçi Ücret ve Giderleri
760.02 Memur Ücret ve Giderleri
760.03 Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler
760.09 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
760.09.001 Özel İletişim Vergisi
760.09.001 Binek Otomobil MTV
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
770.01 İşçi Ücret ve Giderleri
770.02 Memur Ücret ve Giderleri
770.03 Dışarıdan Sağlanan Fayda ve Hizmetler
770.09 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
770.09.001 Özel İletişim Vergisi
770.09.001 Binek Otomobil MTV
Telefon faturasındaki özel iletişim vergisinin kaydedilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
100
770.03. Dışar. Sağ. Fay. Hiz. 80
770.03.001 Haberleşme Gid. 80
770.09. Kan.Kab.Edilmeyen Gd. 20
191 İNDİRİLECEK KDV
18
102 BANKALAR
118
xxx no.lu telefon faturası ödemesi
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
Burada görüldüğü gibi ayrı bir Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabı açılmayarak giderlerin bütünlüğü sağlanmış olmaktadır. Yani; aynı türden bir gi­derin indirilebilecek olanları ile indirilemeyecekleri aynı hesapta olmakla birlikte ayrı yardımcı hesaplarda görülmektedir. Vergi matrahının bulunması aşamasında ticari kâr matrahına ilave edilecek giderler yardımcı hesaplardan kolayca dökülebilecektir(10). Dönem sonlarında her grup hesabın altındaki Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabı toplanıp mali kâra ulaşmaktadır.
Bu yöntem uygulamada pratiklik sağlamakla beraber, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri’nde çizilen genel çerçeveye pek uymamaktadır. Giderlerin, kanunen kabul edilen ve edilmeyen olarak ayrımı, “gider yeri” ve “gider çeşidi” ayrımına uymayan bir tasnifleme yöntemi olarak görülmektedir(11). Buna rağmen, daha sağlıklı bir yöntem olduğu söylenebilir. Zira nazım hesapların kullanılması durumunda hata ve unutma riski daha yüksek olacaktır. Hesap planında şişkinliğe yol açmasına rağmen kanunen kabul edilmeyen giderlerin bu yöntemle izlendiğine sıklıkla rastlanmaktadır(12).
B- NAZIM HESAPLARDA İZLEME YÖNTEMİ
1 No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde; işletmelerin muhasebe sistemlerini tekdüzen hesap çerçevesi ve hesap planı doğrultusunda kurmak zorunda oldukları belirtilmiş ve işletmelerin varlık ve kaynaklarını doğrudan doğruya ilgilendirmeyen, fakat bilinmesi, izlenmesi ve saklanması gerekli olan bilgilerin ve değerlerin izlenmesi amacıyla 9 numaralı ana hesap grubunun nazım hesaplar için kullanılacağı öngörülmüştür(13).
Nazım hesaplar, kendi aralarında oluşturulan karşılıklı hesaplar vasıtasıyla işlemekte ve diğer hesap gruplarıyla ilişkilendirilmemektedir. Bu hesapta izlenmesi gereken bir işlem, alacak ve borcuyla nazım hesap altında izlenmektedir. Kanunen kabul edilmeyen giderlerin bu hesap grubunda izlenmesi halinde, ilgili gider hesaplarının alt kodlarında giderlerin kanunen kabul edilen ya da edilmeyen gider olup olmadığı yönünde herhangi bir açıklama yer almayacaktır. Bu giderlerin detayları muavin kayıtlar üzerinden görülebilecektir(14).
Hesap planında kanunen kabul edilmeyen giderler hesabı açılmayıp, bu nitelikteki gider veya maliyet unsurları, makbul gider veya maliyet imiş gibi ilgili hesaplara kaydedilebilir ve bu tür kayıtların her birinin akabinde ikinci birer yevmiye kaydı yaparak kanunen kabul edilmeyen giderler nazım hesaplar yoluyla izlenebilir. Bu yöntemin riski, nazım hesaplara kayıt yapılmasının unutulması ihtimalidir.
Yukarıdaki örnekte verilen kayıt bu yöntemle şu şekilde yapılır:
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
100
770.03.001 Haberleşme Gid. 80
770.05.005 Özel İletişim Vergisi 20
191 İNDİRİLECEK KDV
18
102 BANKALAR
118
xxx no.lu telefon faturası ödemesi
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
900 NAZIM HESAPLAR
20
900.01. KKEG 20
900.01.001 ÖİV 20
900 NAZIM HESAPLAR
20
900.01. KKEG Karşılıkları 20
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
Böylece tam açıklama kavramına uyulmakta ve ayrı ayrı yerlerde alt hesaplarda gruplanmış kanunen kabul edilmeyen giderleri bir arada görerek mali kara ulaşmada kolaylık sağlanmaktadır(15).
C- OLAĞAN YA DA OLAĞANDIŞI GİDER VE ZARARLAR HESAPLARINDA İZLEME YÖNTEMİ
Bu yöntemde mahiyetine ve çeşidine bakılmaksızın kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindeki bütün harcamalar, “659-Diğer Olağan Gider ve Zararlar Hesabı”nın veya “689- Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar Hesabı”nın alt kırılımı olarak açılan bir adet kanunen kabul edilmeyen gider hesabına kaydedilir. Yılsonunda kanunen kabul edilmeyen giderler hesabı şahıs firmalarında veya gelir vergisi mükelleflerinde firma sahibinin veya ortakların cari hesabına devredilerek kapatılır. Kurumlar vergisi mükelleflerinde ise bir gider hesabı olarak gelir tablosuna yansıtılır ve mali kârın hesabında ticari kâra ilave edilir(16).
Yukarıdaki örnekte verilen kayıt bu yöntemle şu şekilde yapılır:
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
80
770.03.001 Haberleşme Gid. 80
689 DİĞ.OLAĞAND.GİD.VE ZARARLAR 20
689.09.001 KKEG 20
191 İNDİRİLECEK KDV
18
102 BANKALAR
118
xxx no.lu telefon faturası ödemesi
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
Kanunen kabul edilmeyen gider, ortaktan tahsili gereken bir gider ise gelir vergisi mükellefleri kanunen kabul edilmeyen gideri ortakların cari hesabına devrettiklerinde aşağıdaki kayıt yapılacaktır:
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR
20
689 DİĞ.OLAĞAND.GİD.VE ZARARLAR
20
689.09.001 KKEG 20
Kanunen kabul edilmeyen giderlerin firma sahibinin hesabına devri
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
Ortaktan tahsili gereken bir giderin ödenmiş olduğu durumda şirketin kaynağı kullanılmış olduğundan, Ticaret Kanunu’na ve Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, paranın kullanıldığı süre dikkate alınarak emsal faiz oranıyla ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesi gerekir. Yapılan hesaplama sonucu tahakkuk ettirilen faizin yevmiye kaydı da aşağıdaki gibi olabilir.
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR
3
642 FAİZ GELİRLERİ
3
–––––––––––––––––/––––––––––––––––
Faiz tahakkuku üzerinden KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı hususu ise olayın özelliğine göre farklılık arz edebilecektir.
Bu yöntemde yapılan kayıtlar tek düzen muhasebe sisteminin özüne uygun değildir. Çünkü bu yöntemde, örneğin yönetime ait özel iletişim vergisi, pazarlama bölümüne ait bir motorlu taşıtlar vergisi ya da bir vergi cezası hepsi aynı hesapta gözükeceğinden tam açıklama kavramına uygun değildir.
Ahmet OZANSOY*
Yaklaşım

16 Ocak 2012 Pazartesi

KONUT KREDİSİ KULLANIMINDA ÖNEMLE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Arsa piyasası, yapı malzemesi, araç gereç, dayanıklı tüketim ve iş gücü piyasalarıyla olan bağlantıları nedeniyle gayrimenkul sektörü, özellikle de konut yatırımları, ülke ekonomilerinin lokomotif sektörlerinden biri olmuştur. İnsanların en temel ihtiyaçlarından biri olan barınmayı sağlayan fiziksel ortam olarak konut, aslında temel toplumsal birim olan aileyi bir arada tutan fiziksel ve moral mekânlar bütünüdür. Bu tür yatırımlar bir barınma aracı olmalarının ötesinde, bunlar yarın için bir güvence, bir yatırım aracı ya da gerektiğinde teminat olarak gösterilen bir mal özelliğine sahiptirler. Bilindiği gibi gayrimenkullerin çok pahalı olması ve yaşanılan ülkenin sosyo-ekonomik şartlarından kaynaklanan problemler nedeniyle, birçok konut yatırımcısı bunların bedelini tamamen nakit ödeyecek kaynağa sahip değildir. Bu durumda, konutlar borçlanma yoluyla sağlanan fonlarla alınabilmektedir. Bir başka ifade ile konut bedelinin tamamına sahip olamayan kişiler borçlanmayı planlamakta ve konut alımında gerekli kaynağı sağlayabilmek amacıyla kredi veren kuruluşa kredi talebinde bulunmaktadır. Kredi talebinde bulunan borçlu, kurum tarafından incelemeye alınmakta, kredi alımı için gerekli şartların mevcut olması durumunda ise, kurum tarafından kredi teminine gidilmektedir. Aksi durumda, gerekli şartları yerine getiremeyen kişi ya da kurumlara kredi sağlanmamaktadır. O halde, konut kredisi kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar söz konusudur. Çünkü önemli olan doğru miktarda doğru ödeme koşullarına uygun kredi kullanmaktır.

1. Sabit ve Değişken Faizli Kredi Yapısı: Konut finansmanı kanunu kredi kullanacak tüketicilere sabit, değişken ve her iki yapının da bir arada kullanılabildiği alternatifleri sunmaktadır. Hali hazırda bankaların kullandırdıkları kredi yapılarına baktığımızda tüketicilerin tercihinin sabit faizli kredi yapısı olduğu görülmektedir. 2011 sonu itibariyle 70 milyar TL’yi aşan konut kredi hacminin yaklaşık %99,7’si sabit faizli yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sabit faizli krediler tüketicinin lehine işleyen yapılar olarak görülmektedir. Tüketicilerin banka ile yaptıkları kredi sözleşmesi gereği piyasadaki faiz oranları değişse bile kredinin faiz oranı asla değişmemektedir. Bunun anlamı, piyasadaki faiz oranları arttığında bankaların krediyi geri çağırıp daha yüksek orandan krediyi kullandırma şansının olmadığıdır. Ya da tam tersine ekonomide işlerin olumlu gitmesi durumunda, piyasa faiz oranları kaçınılmaz olarak düşecek, krediyi kullanan taraf piyasada daha düşük borçlanma imkânına kavuşacak ve uygun koşullarda yeniden borçlanarak (kredisini yapılandırarak) kredinin kalan borç bakiyesini vadesinden önce kapatacaktır.

Değişken faizli ipotekli konut kredileri sabit faizli ipotekli konut kredilerine alternatif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Konut kredi piyasalarında yoğun olarak kullanılan bu tür bir kredinin en önemli özelliği, kredi faiz oranının, kredi vadesi boyunca bir referans endekse (benchmark index) bağlanması ve ayarlama dönemlerinde endeksteki değişimlere bağlı olarak aşağıya ya da yukarıya doğru yeniden belirlenmesidir. Ülkemizde değişken faizli kredilerde referans endeks TÜFE olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, değişken faizli ipotekli konut kredilerinde TÜFE’ye bağlı olarak kredinin vadesi boyunca uygulanacak faiz oranında yukarı veya aşağı yönlü değişimler olabilmekte, kredi kullananlarının ödeyecekleri taksitler değişiklik gösterebilmektedir.

Sabit faizli kredi yapısı uzun vadeli konut kredi yapılarında geri ödemelerin öngörülebilirliği anlamında önemlidir. Ancak faiz oranın sözleşmede sabit olarak belirlenmesi durumunda bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda kredi veren kuruluşlara kredi borçlularından erken ödenen tutarın yüzde 2’sini geçemeyecek şekilde “erken ödeme ücreti” talep etme hakkı tanınmıştır. Tüketicilerin bunu unutmaması gerekir.

2. Farklı Yapılardaki Konut Kredilerinin Varlığı: Kredi veren kurumların ve kredi borçlularının ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte farklı yapılardaki kredi türleri uygulama alanı bulmaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu mevcut ekonomik durum, kişinin ödeme gücü, geleceğe yönelik beklentiler, tarafların riske karşı tutumları, verilecek kredilerle ilgili kaynakların sağlanma koşulları ve diğer kurumların uygulamaları gibi hususlar kredi seçiminde önem taşımaktadır. Halen bankaların sabit ve değişken faizli konut kredileri dışında pek çok uygulaması söz konusudur. Kredi kullanacakların alternatifleri değerlendirmesi önemlidir.

3. Bankalar Arası Rekabetin Faiz Oranlarına Yansıması: Bankalar arası rekabetin olduğu ortamda, konut kredilerine uygulanan faiz oranlarının da farklılık gösterdiği muhakkak. Burada en önemli faktör bankaların kendi kaynak maliyetleri ve bunun kullandıracakları kredilerdeki faiz oranlarına yansıması. Şu anki duruma baktığımızda 10 yıllık kredilerde aylık %1,20 den %1,44’e kadar uzanan geniş yelpazede faiz oranı ile karşılaşmak mümkün. Örneğin bunun anlamı, 100.000 TL’lik kredide aylık taksitlerin 1.550 TL ile 1.750 TL arasında değişmesi. Toplamda düşünüldüğünde ise, çok ciddi miktarlar ortaya çıkabiliyor. Bankaların oranlarını ve kredinin geri ödeme planını iyi analiz etmek şart.

4. Aylık Faiz Oranı Yerine Yıllık Maliyet Oranına Dikkat: Tüketicilerin kredi kullanımlarında en önemli yanılgılarından bir tanesi kredileri sadece aylık faiz oranlarına göre kıyaslamaları olarak karşımıza çıkıyor. Oysaki komisyon ve dosya masrafı, değerleme ücreti, ipotek masrafı ve diğer idari ve yasal masraflarında kredinin maliyetine eklenen yükler olduğu unutulmamalıdır. Tüm bu unsurların toplamını ifade eden yıllık maliyet oranını tüketicilerin önemle incelemeleri gerekmektedir.

5. Borçlanmada Kısa ve Uzun Vade Arasındaki Tercih: Tüketicilerin vade konusundaki tercihi tamamen gelir yapıları ve geleceğe yönelik beklentilerine göre şekillenmektedir. Muhakkak ki, uzun vadeli seçenekte daha düşük taksit ancak daha yüksek geri ödeme; daha kısa vadeli seçenekte ise daha yüksek taksit ve daha düşük toplam ödeme söz konusudur. Örneğin, 100.000 TL’lik bir konut kredi bakiyesi için 60 aylık (aylık %1,11 konut kredisi faiz oranı üzerinden) tercihteki taksitler aylık 2.291 TL, toplam ödeme ise 137.503 TL’dir; diğer taraftan 120 aylık (aylık %1,17 konut kredisi faiz oranı üzerinden) tercih için aylık taksitler 1.555 TL, toplam ödeme ise 186.608 TL olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine unutulmaması gereken bir diğer nokta, uzun vadeli tercihlerdeki aylık kredi faiz oranının daha yüksek oluşudur.

6. En Fazla Ne Kadar Miktarda Kredi Kullanılabilinir: Konut kredisi kullandıran kuruluşunun en önemli beklentisi ilgili krediye ilişkin taksit ödemelerinin “tam ve zamanında” yapılmasıdır. Kredinin vadesinden önce kapatılması önemli bir risk (erken ödeme riski) unsuru iken, kredinin geri ödemelerinin yapılmaması (kredi riski) da gerek kurumun gerekse de kredi borçlusunun üstlendikleri önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2010 yılı Aralık ayında son derece önemli bir karar alarak konut kredilerinde %75 oranında kredi değer oranı sınırlamasına gitmiştir. Amaç kredi riskinin sınırlandırılmasıdır. O halde bundan sonraki dönemde kredi kullanarak konut alacakların mülkün değerinin %25’ini peşinat olarak ayırmaları, geri kalan bakiye için kredi kullanabileceklerini söylenebilir. Bu noktada bir diğer önemli unsur, kişilerin bütçelerine ve alacakları kredi miktarına uygun konutu belirlemeleridir. Araştırma için önemli bir kaynak, www.reidin.com un incelenmesidir.

7. Sağlıklı Kredi Yapısı İçin Aylık Gelirin Önemi: Kredinin ilk kullanım aşamasında dikkat edilmeyen önemli bir unsur ise, kredi taksitlerinin hane halkının geliri içerisindeki oranı aslında. Yıllar ilerledikçe kredi kullananların aile yapıları, ekonomik durumları, beklentileri, ihtiyaçları farklılaşmakta dolayısıyla taksit ödemelerinin dönem dönem yapılmasında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Uluslararası uygulamalara baktığımızda hane halkı gelirinin en fazla 3’te 1’inin bu tür uzun vadeli taksit ödemelerine ayrılması gerektiğini görmekteyiz.

8. Düzenli Geri Ödemelerin Aksaması: Kredi borçlusunun birbirini izleyen en az iki ödemeyi gerçekleştirememesi durumunda, gayrimenkulün kredi veren kurum tarafından satışına imkân sağlanmıştır. Konut kredisinin vadesi boyunca geri ödemelerin düzenli gerçekleştirilmesi en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kredinin ömrü boyunca tüketicilerin borçlarına sadık kalmaları gerekmektedir. Aksi durumda kişiler evlerini kaybetme durumuyla karşı karşıya kalacaklardır.

9. Kredilerdeki Sigorta Yapısı: Konut finansmanı düzenlemelerinin en önemli eksiklerinden bir tanesi bireyin ödeme yapısını garanti altına alan sigorta yapısına yer verilmemiş olmasıdır. Konut finansmanı kanunu sadece zorunlu deprem afet sigortasını yeterli görmüştür. Eksik ve yetersiz bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Zorunlu olmasa da tüketicilerin hayat veya ferdi kaza sigortalarını yaptırmaları, ileride olabilecek olumsuzlukların önlenmesi ve ailenin kredi yüküyle karşılaşmamaları anlamında önemlidir.

10. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun Önemi: Konut kredisi sağlayan kuruluşların tüketicilere “Sözleşme Öncesi Bilgi Formu” vermek zorunda oluşu dikkat çeken önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylece tüketiciler kredi sözleşmesi öncesinde kredi işlemleri ile ilgili genel bilgileri ve kredi sözleşmesinin koşullarını öğrenme imkânına kavuşacaklar ve tüketicilerin yanıltılması olasılığı azalacaktır.



Dr.Ali HEPŞEN
İstanbul Üniversitesi
İşletme Fakültesi
Finans Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi