20 Aralık 2011 Salı


Kobi Şirketlerimiz Yeni TTK Göre Bağımsız Denetime Hazır mı?
Bildiğiniz gibi Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) 01.07.2012 tarihinden itibaren kademeli olarak uygulanmaya başlanacak. Acaba KOBİ şirketlerimiz “Bağımsız Denetime” hazırlar mı? KOBİ şirketlerimizin eskiden vergisel yönden denetimi ön planda idi. Artık Yeni Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre “Bağımsız Denetim” ön plana çıkacak.

Artık şirketlerimiz;
  • Defter tutma düzeninin, finansal tabloların, kanun ile Ana sözleşmenin finansal raporlamaya ilişkin hükümlerine uygun olup olmadığı.
  • Yönetim kurulunun denetçi tarafından denetim kapsamında istenen açıklamaları yapıp yapmadığı ve belgeleri verip vermediği.
  • Finansal tablolar ile bunların dayanağı olan defterlerin, öngörülen hesap plânına uygun tutulup tutulmadığı.
  • Finansal tablolar ile bunların dayanağı olan defterlerin, Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde, şirketin malvarlığı, finansal ve kârlılık durumunun resmini gerçeğe uygun olarak ve dürüst bir şekilde yansıtıp yansıtmadığı incelenecektir.

Bunun sonucu da şirketin genel durumunun şirket ortaklarına ve kamuya doğru, dürüst, şeffaf olarak sunulup sunulmadığı ortaya çıkacaktır. Bu itibarla, yeni TTK' ya göre, üç çeşit denetim raporu düzenlenecektir. Bunlar;

- Şirketin finansal tablolarına ilişkin denetim raporu,
- Yönetim kurulunun yıllık faaliyetlerine ilişkin denetim raporu,
- Riskin erken teşhisi ve yönetimi komitesine ilişkin denetim raporudur.

Finansal tabloların doğruluğundan işletme yönetimine sorumlu olduğundan Yönetim
Kurulları, Müdürler velhasıl yasal sorumlular çok dikkat etmeliler.
Bağım Denetçiler raporlarının sonunda “İlişikteki finansal tablolar, X işletmesinin 31 Aralık 2013 tarihi itibariyle finansal durumunu, aynı tarihte sona eren yıla ait finansal performansını ve nakit akım tablolarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları çerçevesinde doğru ve dürüst bir biçimde yansıtmaktadır.” Diyebilmeleri için aşağıdaki sorulara olumlu cevap almaları gerekmektedir. Bağımsız denetçilerin araştıracakları bazı soruları şunlar olacaktır;

1. Denetimi yapılan şirketin ortakları, sahipleri, yöneticileri kim? Sorumluları kim? Kiminle muhatap oluyoruz? Şirket ortakları hakikaten o insanlar mı, yoksa bazı kişilere kurdurulmuş bir şirket mi? Yani dağdaki çobana kurdurulmuş bir şirket mi? Yöneticiler gerçek kişimi? Yoksa davul birinin sırtında çomak başkasının elinde mi? Çomak elinde olan yetkilinin elinde imza yetkileri, sorumlulukları var mı?
2. Esas faaliyet konusu ne? Halka açık mı? Finansal durumu nasıl? Problemli bir şirket mi?  Piyasadaki imajı nasıl?
3. Şirket yöneticilerinin dürüstlüğü ile ilgili bir şüphe var mı?
4. Kurumsal yönetim anlayışları var mı?
5. Şirketin sürdürebilirliğini etkileyecek devam eden önemli davaları var mı? Ciddi sorumluluklar getirebilir mi?
6. Şirket faal mi? Gayri faal mi? Yoksa sadece tabela şirketimi?
7. İş yapış şekilleri nasıl? Bu firma ile çalışmak bizim itibarımızı zedeler mi? Çalıştığı diğer firmalarla bir sorun yaşamış mı?
8. Kara para ile ilgili bir sorun var mı? Kara para aklama ile ilgili bir ilişkisi olmuş mu? Bu sermayenin kaynağı ne, finansmanını nerden sağlıyor, Yaptıkları iş finansmanı karşılar mı?
9. İşletmenin devamlılığında büyük risk var mı?
10. Denetçinin Bağımsızlığını ortadan kaldıran bir durum var mı? Yani Kanuna, Tebliğe, etik kurallara uyuyor muyuz? Yeterli elemanı, zamanı, bilgisi ve materyali var mı? Ücret konusu halledildi mi? Bu işletmenin riskini karşılayabilecek mi?
11. İşletme yönetimi, Bağımsız Denetçiden saklayacağı her türlü bilgi ve evraktan sorumlu olduğunu biliyor mu?
12. TMS göre satışlar gerçekleri yansıtıyor mu? Herhangi bir hile yapılmış mı? Açılış kaydı usulüne uygun mu? Bilgi sistemleri, muhasebe programları doğru çalışıyor mu? Şifreleme var mı? Sık sık değiştiriliyor mu? Bilgilere müdahale edilmesine, değiştirilmesine gerekli önlemler alınmış mı? Yedekler alınıyor mu, güvenli olarak saklanıyor mu?
13. Ticari alacaklar ve Borçlar gerçeği yansıtıyor mu, hesap mutabakatı yapılmış mı, Gecikmeler var mı? Şüpheli alacaklar var mı, karşılık ayrılmış mı?
14. Alacak – Borç senetleri gerçeği yansıtıyor mu? Yoksa mezar taşına mı düzenlenmiş? Teyitleşilmiş mi? Kasa doğru çalışıyor mu? Bakiyesi doğrumu?
15. Duran varlıklar, binalar, taşıtlar, demirbaşlar, araçlar gerçekte var mı? Fiyatları gerçek mi? Amortisman ayrılmış mı? Ayrılan amortisman doğrumu? Stoklar doğru değerlendirilmiş mi? Fiyatları gerçek mi? Alışları gerçekleri yansıtıyor mu? Naylon mu?
16. Aynı işi yapan başka firmalarla kar oranları arasında büyük fark var mı? Randıman farkı var mı?
17. Banka hesaplarının, Kredilerin durumu nedir? Ödemeler dengeli yapılıyor mu? Azalma artma var mı? Teminat mektubu alınmış mı?
18. Bilânço ve Gelir Tablolarında bir önceki yıla göre azalış ve artış var mı? Hesap planında uydurma hesaplar açılmış mı?
19. Personel Bordoları gerçekleri yansıtıyor mu? Naylon sigortalı var mı? Ödenen ücretle beyan edilen ücret aynımı? Fazla mesai, Hafta tatili, yıllık izin veriliyor mu? Kıdem tazminatları ayrılmış mı?
20. Tapular da, araçlarda, demirbaşlarda ipotek var mı?
21. Kontrol sistemi çalışıyor mu? İSO, TSE belgeleri alınmış ama uyuluyor mu?
22. Hesap kayıtları zamanında yapılmış mı? Gelir ve giderlerde Dönemsellik ilkesine uyulmuş mu? İşletmeden mal alanlar, satanlar gerçek mi?
23. Dövizler ve diğer menkuller doğru değerlendirilmiş mi?
24. Bilânço tarihinden sonra hisse devri sermaye artış veya azalışı gibi çok büyük değişiklikler var mı?
25. Yönetim Kurul Karar Defteri veya Ortaklar kurul Karar defterinde alınan kararla uygulama aynımı?
26. Vergi ve SGK cezaları var mı? Bu konuda açılmış davalar var mı?
27. Kar Dağıtımı usulüne uygun yapılmış mı? Yedekler ayrılmış mı?
28. Şirket ortaklarından alacak var mı, şirket kasasını cepleri gibi kullanıyor mu?
29.  Maddi Duran Varlıklar yeniden değerleme yapılmış mı? Enflasyon düzeltme farkları ne durumda.

İşte Bağımsız Denetçiler işletme hakkında olumlu rapor verebilmeleri için bütün bu sorulara olumlu cevap almaları gerek. Sizin işletmeniz bunlara hazır mı? Değilseniz hemen standartlara uyun.

Bağımsız denetçinin olumlu rapor verdiği şirket için artık maliye denetimine gerek kalmaz. Artık vergi denetiminden değil, yeni TTK gereği Bağımsız Denetimden geçmek gerekecek. Kolay gelsin.

 
  Ali Karapür ___________________________________________________________________

15 Aralık 2011 Perşembe

“Yeni” Limited Şirket

Türkiye’de bulunan şirketlerin büyük çoğunluğu limited şirketlerden oluşmaktadır. Gerek vergi avantajları gerekse de şirket sahibi olmanın büyülü gücü girişimcileri şirket kurmaya yönlendirmiş ve Anonim Şirketlere göre daha az prosedüre sahip olması nedeniyle genel olarak seçim Limited Şirketlerden yana olmuştur.

Bugün aile şirketi konumundaki sanayi şirketlerinden tutunda, sokağımızın başındaki markete kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren limited şirketlerle ilgili bir çok düzenleme ve değişiklik tabir yerindeyse kapımıza dayandı.

İşlerimize yetecek kadar sermaye belirlediğimizde ve on, on beş seneliğine şirket müdürü seçtiğimizde tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmiş olduğumuz şirketler çok yakında geçmişin tozlu raflarında yerini alacak.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu basit bir şahıs şirketi hüviyetindeki Limited şirketlerimizi adeta baştan yaratarak küçük Anonim Şirketlere çeviricektir.

Kuruluşundan, yönetilmesine, sermayesinden, denetimine birçok yeniliğe yol açacak Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdinde mevcut limited şirketlerden kaçı hayatına devam edecek yaşayıp öğreneceğiz.

Limited şirketlerle ilgili konular 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 573. İle 644. Maddeleri arasında düzenleniyor. Bazı konularda mevcut hükümler geçerliğini koruyor. Bu yazımızda hem eski hem yeni hükümleri gözden geçirmeye çalışacağız.

Ortak Sayısı;
Kanunun 573. Maddesi limited şirketin tanımı ile başlıyor. Kanun metninden aynen alır isek;
Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. ”denmektedir.
Kanunun yaptığı tanımda ilk dikkatimizi çeken kısım Limited Şirketin bir veya daha çok kişiden kuruluyor olmasıdır. 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan mevcut Ticaret Kanunumuza göre iki olan asgari ortak sayısı yeni kanunda bire düşürülmektedir. Artık şirket kurabilmek için eşi dostu ortak yapmanın devri kapanmıştır. Şirket kurmak isteyen teşebbüsler tek başlarına Limited Şirket kurabilmektedir.
Limited şirketler tek ortak olarak kurulabileceği gibi çok ortaklı kurulup tek ortağa da düşebilmektedir. Burada yapılacak tek iş tek ortağı düşüldükten sonra 7 gün içinde bu durumu ticaret sicil gazetesinde tescil etmektir.

Kurucu Menfaatleri ve İntifa Senedi
Limited şirketlerin kurucularına daha sonra şirketin hisselerini üçüncü kişilere devretseler dahi, kurucu olmalarının verdiği hakla menfaat sağlanması üzerine ana sözleşmeye madde konabilir veya intifa senedi bastırılarak verilebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu konuyla ilgili düzenlemeleri yaptığı 584.maddesine yapılacak tüm işlemlerde konuyla ilgili Anonim Şirketler için yapılmış tüm düzenlemelerin Limited Şirketler içinde geçerli olduğunu hükmetmektedir.

Sermaye
Limited şirketler 6102 sayılı kanuna göre asgari 10.000 Tl sermaye ile kurulabilmektedir. Ancak kanunun 580. Maddesi ile Bakanlar Kuruluna asgari sermayeyi on katına kadar çıkarma yetkisi verilmiştir. 6102 sayılı kanunla gelen en önemli yeniliklerden biriside gerek kuruluş aşamasında gerekse de daha sonra yapılacak Sermaye Artırımlarında nakit sermaye koyulması söz konusu ise bunun derhal konulması gerekmektedir. Önceki Türk Ticaret Kanununda olduğu gibi nakit sermaye koyma borcunu ileriye ertelemek söz konusu değildir. Nakit sermaye borcu peşin olarak ödenmemiş şirketler kurulmamış veya sermayesini artırmamış sayılacak ilgili işlemler tescil edilemeyecektir.

Genel Kurul
Her ne kadar önceki Ticaret Kanununda da Anonim Şirketlerdeki Genel Kurul hükümlerinin limited şirketler içinde uygulanacağını söylese de bu uygulamaya asgari yirmi ortak sayısı koşulu getirmesi sebebiyle günümüzde kurulan limited şirketlerin neredeyse tamamında Genel Kurul toplanmamaktadır.
Ancak 6102 sayılı Kanunun Limited Şirket Genel Kurulunu düzenleyen 616. Maddesi Genel Kurul toplanmasına ilişkin herhangi bir asgari koşul getirmemiştir. Bu sebeple Limitet Şirketlerinde 01.07.2012 tarihinden itibaren her hesap döneminden sonra üç ay içinde Genel kurul yapması gerekecektir.
Genel kurul toplantılarına ilişkin hükümler Anonim Şirketlere benzer şekilde uygulanacaktır. Anonim Şirketlerden tek farkı Ana sözleşmeye konulması şartıyla Genel kurul öncesi çağrı süresi on beş günden on güne dönüşebilmektedir.

Finansal Tablolar ve Yasal Defterler
Limited şirketlerle ilgili finansal tabloların nasıl düzenleneceğini ve yasal defterlerin nasıl oluşturulacağını düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nun 610.maddesi bu konuyla ilgili işlemlerin Anonim Şirket’e uygulanan hükümlerle aynı uygulanacağını hükmetmektedir.
Bu ne anlama gelmektedir. Limited Şirketler de Anonim Şirketler gibi yasal defterlerini ve finansal tablolarını “Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu” tarafından yayınlanan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre düzenleyecektir.
Kanunun geçici maddesi mevcut durumunda yeni duruma geçiş için özel bir düzenleme yapmış ve geçiş tarihi olarak 01.01.2013 tarihini belirlemiştir. 01.01.2013 tarihi itibariyle faaliyette bulunan ve o tarihten sonra kurulacak tüm şirketler yasal kayıtlarını ve finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartlarına göre düzenleyecektir.
Şu an için Limited şirketler arasında hiçbir ayrım olmaksızın bu hükümlere tabidir. Ancak yeni Türk Ticaret Kanununun kendilerine verdiği yetkiyi kullanarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu belli büyüklüğün altındaki limited şirketler ayrıca düzenleme yapabilir. Bu konu ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Denetim ve Denetleme
Bilindiği üzere mevcut Türk Ticaret Kanunumuzda Limited Şirketlerde denetçi bulunmamaktadır. Şirket Müdürler vasıtası ile yönetilmektedir Hali hazırda bir denetçi tarafından denetlenmemektedir.
Yeni Türk Ticaret Kanununun 635. Maddesi;
“Anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır.”
Hükmü ile denetim açısından Limited Şirketlerinde yeni bir dönem başlatmaktadır.
Bilindiği üzere yeni Türk Ticaret Kanununda Anonim Şirketin 2 SMMM veya 2 YMM veya ortakları meslek mensuplarından oluşan bir bağımsız denetim şirketi tarafından denetlenmesini hükmetmektedir.
Limited şirketlerde denetime tabi olacak ve 01.03.2013’e kadar meslek mensupları ile veya bağımsız denetim şirketleri ile anlaşacaktır.
Burada insanların kafasını en çok karıştıran konulardan biride Limited şirketler iki ayrı mali müşavirle mi çalışacaktır? Sorusudur. Ve bu sorunun cevabı evettir.
Resmi defter kayıtlarını ve finansal raporların hazırlanmasını gerçekleştiren mali müşavir ile bu çalışmaları denetleyen mali müşavir olmak üzere iki mali müşavir ile çalışacaktır.
Böylesine bir maliyete hangi şirketler katlanacak sorusunun cevabı da en az birinci soru kadar nettir.
Şirket ortağı olmak isteyen, bankalardan kişisel serveti ile değil şirketinin finansal verileri ile ucuz kredi kullanmak isteyen, yerli veya yabancı yatırımcı ortak alabilen, şirketinin tüzel kişiliği ile piyasada iş yapmak isteyen kısaca Şirket gibi şirketler ve patronları gerekeni yapacak büyük ve kurumsal olmanın maliyetine katlanacaktır.
Özkan Cengiz
SMMM-Bağımsız Denetçi
muhasebevergi.com
Vergi Kaçırmayın! Vergi Planlaması Yaparak Avantajlarını Kullanın
“İnsan sevgiyle, devlet vergiyle ayakta durur”
İşletmeler ticari faaliyetlerde kazançlarını maksimize, maliyetlerini de minimize etmek isterler. Vergi ise; işletmenin karını azaltan bir maliyet olarak görülür. Evet; vergiler, mükellefler üzerinde değişik boyutlarda maddi anlamda yük oluştururlar. Mükellefler de üzerlerinde oluşan vergi yükünün büyüklüğüne göre tepkiler geliştirirler. Bu tepkiler bazen suç oluştururken, bazen suç oluşturmayacak nitelikte davranışlar olarak ortaya çıkabilir. Mükellefin vergi yüküne bağlı olarak gösterdiği tepkilerden üç tanesi;
- Vergi kaçakçılığı (Vergi kaçırma)
- Vergiden kaçınma
- Vergi avantajları şeklindedir
Mükelleflerin vergi yükü karşısında gösterecekleri tepki genellikle gelirine, kişiliğine ve ahlakına bağlı olduğu kadar, sosyal ve kültürel çevrelerine, verginin türüne, miktarına veya oranına bağlı olarak değişebilmektedir
Vergi kaçakçılığı, vergi baskısına karşı yasa dışı ve riskli bir tepkidir.  Çünkü yapılan denetimler sonucu mükellefin vergi kaçırdığı anlaşılırsa duruma göre ceza verilir. Ödenmesi gereken vergiyi, yasada belirtilen davranışlarla yasaya aykırı bir surette hiç ödememek veya eksik ödemek vergi kaçakçılığı olarak nitelendirilir. Vergi kaçırma suçtur ve çeşitli cezai yaptırımları vardır. Hatta türüne göre hapis cezası bile uygulanabilmektedir.
Hepimizin bildiği gibi; sağlıklı bir sosyal, siyasal ve ekonomik düzen kurabilmenin temel şartlarından birisi  toplumda yasadışı yollardan elde edilen gelirlerin ve vergi kayıplarının ekonomi içindeki payının mümkün olan en alt düzeye çekilmesidir. Ekonomik ve mali göstergeler bireyler ve şirketler için ne kadar önemli ise devlet hayatı için de en az o kadar önemlidir.
Bu konunun bir başka açıdan önemini ise ülkemizin bütçesine baktığımızda görmekteyiz 2010 yılı TC Bütçesinde bütçe gelirlerinin % 90.35’i vergi gelirlerinden sağlanmaktadır. Buda bizi şu sonuca ulaştırmaktadır; hükümetler hizmet yapabilmek, devlet işlerliğini devam ettirebilmek için vergi konusuna gereken önemi vermek zorundadır.
Medyayı takip eden ve vergi ile ilgilenen herkesin bilgi sahibi olduğu gibi son yıllarda vergi kanunlarımızda kayıt dışının kontrol altına alınması, vergi kaçırmanın engellenmesi için sürekli yeni müesseseler, kontrol mekanizmaları oluşturulmaktadır.
Çünkü değişen kamu gereksinimlerinde giderek çoğalan artış, kamu harcamalarında da aynı oranda artışa neden olmaktadır. Değişen çağın şartları gelişmelerle beraber insan ihtiyaçlarının da çeşitlenmesi ve artmasını beraberinde getirmiştir ve bu artış kamu hizmet ve harcamalarındaki artışa neden olmaktadır.
Kamu harcamalarının da en sağlıklı kaynağının vergiler olduğu inkar edilmez bir gerçektir. Vergi, devletlerin cebren ve karşılıksız olarak kamu giderlerini karşılamak üzere vatandaşlarından karşılıksız olarak aldığı ekonomik değerdir. Sonuç olarak; devlet artan bu kamu harcamaları karşısında daha fazla kaynağa ihtiyaç duymakta, dolayısıyla  kamu gelirleri içinde  önemli bir paya sahip olan vergi gelirlerinde  artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle vergi kaybını kontrol mekanizmaları artmaktadır
Bununla alakalı daha önceki makalelerimizde kısa bilgiler vermiştik devlet kamuoyunda torba yasa diye isim bulan, yasa ile vergi mükelleflerine gel geçmişini temizle ve beyaz bir sayfa aç mesajını vermiştir. Bu aynı zamanda bundan sonra artık kayıt dışı konusunda müsamahalı olunmayacağının göstergesidir. Yine görülüyor ki, devlet yeni yasalarla, projelerle vergi kaçırmanın önünü kesecek tüm çalışmaları yapmaktadır.
Buraya kadar aktardığımız kısa bilgilerden sonra şu sonuca ulaşıyoruz; evet vergi yükü ağır olabilir ve iş adamları, vergi sorumluları vergi kaçırmayı işletmelerinin finansmanı için bir kaynak olarak görebilirler. Ancak, yukarıda da söylediğimiz gibi bu yöntem artık hem çok riskli hem de uygulanması işletmelerin hayatiyetine zarar verebilecek tehlikeli bir süreçtir.
Devlet açısından baktığımızda; vergiyi ödeme gücü üzerinden değil, ödemek istediği miktar üzerinden ödeyen mükellef yapısı gayrisafi yurtiçi hasılaya göre kayıt dışını ülkemizde her geçen gün büyütmektedir. İşletmelerimiz açısından baktığımızda ise vergi kaçırma müessesine müracaat etmelerini; tamamen kendi geleceklerini ipotek altına almak olarak adlandırabiliriz.

Vergi kaçırmak yerine; tamamen yasal olan vergi avantajlarını veya vergiden kaçınma müessesini kullanarak doğru vergi planlaması yapmanın artık işletmeler ve devlet için en önemli yöntem olduğu düşüncesindeyim. Gerek gerçek, gerekse tüzel kişilerce devlete daha az vergi vermek için vergi kaçırma yerine; kanunların müsaade ettiği ve avantaj olacak unsurların kullanılması en doğal ve doğru yoldur.
Bu yöntem ulusal ve uluslararası yasaların, vergi anlaşmalarının izin verdiği çerçevede, bir plana bağlı olarak şekillendirildiği takdirde her iki taraf da kazançlı çıkacaktır. İlk bakıldığı anda işletmelerin yararına ama vergi gelirlerinde azalma gibi görünen bu durum uzun ve planlı vadede devlete düzenli vergi ödeyen mükelleflerin sayısında artış sağlayacağı için aynı zamanda vergi gelirlerini de arttıracaktır
Evet, vergi ödeyenlerin; vergiden kaçınma ve vergi avantajlarını kullanma hakları vardır. Ve bu  hakları tamamen yasal ve risksiz bir yöntemdir.
Bunun için işletmeler ciddi bir vergi planlaması yapmak zorundadırlar. Vergi Planlaması (İşletme Vergiciliği), işletme üzerinde oluşacak vergi yükünü en aza indirmek için mükelleflerin ulusal ve uluslararası hukuk ve vergi yasalarının boşluklarından yararlanarak, bunları en akılcı biçimde kullanıp vergi yüklerini azaltma çabaları olarak tanımlanabilir.
Buda, kendini yetiştirmiş vergi mevzuatlarımıza hâkim değişiklikleri takip eden bir meslek grubu karşımıza çıkarmaktadır; vergi planlamacısı.
Vergi planlamacısının işi, işletmelerin mali işlemlerini vergi sonrası gelirleri artıracak şekilde yeniden yapılandırılmaya yöneltmesidir. Vergi planlamacısının işletmelerin, üzerlerindeki vergi yükünü dikkate alarak, kurumsal bir vergi politikası üretip izlemesi, her yılın sonunda kazanç – vergi hesaplaması yerine, gelecek yılların faaliyetlerini ve üzerlerindeki vergi yükünü önceden hesaplayabilecekleri ciddi bir vergi planlamasına yönelmesi ve yasal vergi tasarrufu haklarını kullanması gayet doğaldır.
İşletmelerimizin ve vergi mükellefi iş adamlarımızın danışmanlarını artık vergi planlaması konusunda sıkıştırmaları ve bu konuya önem vermeleri gerekmektedir. Kullanılabilir bilginin ekonomik değer taşıdığı düşüncesiyle; vergi avantajlarını kullanmak varken,  vergi kaçırma yüzünden  kanunlardaki o ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalınmamasına, aynı zamanda hem işletmenin hem de devletin zarara uğratılmaması gerekliliğine inanıyorum.
 Nevzat Erdağ